|
ESE (Yunanistan)dan özgürlükçü bir sosyalistle söyleşi |
PDF |
E-mail |
|
 CNT-F’in, ESE (özgürlükçü sendikalistler sendikası) Uluslararası Sekreteri ile Alexis Grigoropoulos’un ölümü ve bunu izleyen olayları tartıştığı söyleşi.ESE (Eleftheriaki Sindikalistiki Enosi) uluslararası sekreteri Yannis ile söyleşi Alexis'in ölümü çerçevesinde oluşan olayları anlatabilir misiniz?
Polisin Exarchia'da son 3 yıldaki tutumu, ki burası birçok öğrencinin; gencin ve özgürlükçünün yaşadığı bir yerdir, provokasyonlardan biriydi. Polis devriyelerindeki artış bölgede yaşayanlar için tahrik edici bir unsur oluşturdu. 15 yaşındaki gencin ölümünde ise bütün tanıklara göre polisin provokasyonu öne çıkıyor. Polis soru soruyor, gençler cevap verdiğinde polis arabalarını park ediyor ve oturdukları yere giderek onlara üç el ateş ediyor. Tanıklar katilin direk Alexis'i hedef aldıklarını söylüyor.
Yunan polisinin taktikleri neler?
Diktatörlükten bu yana onlarca Yunan polis tarafından öldürüldü. 15 yaşındaki anarşist militan Mikalis Kaltezas’in 1985'te, 16 yaşındaki solcu militan Issidoros Issidoropulos’un 1976'da öldürülmesi bazı örneklerdir. Diğer iki gösterici Koumis ve Kanellopoulou ile değişik kökenden (Çingene, Trakya Türkleri) birçok insan da polis tarafından öldürüldü. Sayısız militana, göstericiye ve göçmene polis tarafından işkence yapıldı. Hâlâ da gaz bombaları düzenli ve yargısız bir şekilde göstericilere atılmaktadır. Eklemek gerekirse, göstericiler tarafından hiçbir polis öldürülmemiştir. Polisler de en fazla 2,5 senelik cezalarla işin içinden çıkmaktadırlar.
Yunanistan'da tam olarak neler oluyor?
İsyan hemen hemen bütün bölgelerde baş gösterdi. Selanik, Agrininion, Yanena ve Girit'te polisle göstericiler arasında çatışmalar meydana geldi. Patras'ta polis ''işkenceciler'' diye bilinen bir grup silahlı neo-naziyle birlikte göstericilere saldırdı. Atina'da her gün on binlerce kişinin katılımıyla iki ya da üç tane gösteri düzenlendi. Alexandros Grigoropoulos'un cenazesinde 20000 kişinin katıldığı bir dayanışma vardı. Yani bu hareket medyanın deyimiyle bir 'kör isyan' değildi aksine gerçek bi hareketti ve devamı da gelecekti. Göstericilerin hedefi bankalar ve çok uluslu işletmelerdi. Çünkü bunlar sömürü ve yoksulluğun simgeleridir. İsyan, genç ile yaşlıyı, militanlarla apolitikleri bir araya getirdi. Bu, İkinci Dünya Savaşı ve onu takip eden İç Savaştan sonraki en büyük isyandır. Hatta batıda son kırk yılın en geniş isyanı olabilir. Bizim için bu isyan tamamen meşru bir yanıttır.
Genç adamın öldürülmesi dışında protestoların diğer sebepleri nelerdir? Biz savaş sonrası ilk kuşağız ve kötü yaşam koşullarını ebeveynimizden daha ağır yaşadık. Yunanistan’da ''700 euro kuşağı''ndan bahsederiz. Bu söz durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne seriyor. Yani 30 yaş altındaki insanların büyük çoğunluğu ayda 700 euro’dan az bir parayla yaşıyor. İnsanların bulabildiği işler gündelik ya da kısa süreliğine çalışmaya uygun olanlardan. Birçoğu karaborsa işler yapmak zorunda kalıyor. İşverenler krizi bahane ederek insanları işten çıkarıyorlar. Zaten Yunan sermayesi de Balkanları yağmalayarak önemli kazanç elde ediyor. Göçmenler için durum daha da kötü. Irkçı yasalarla boğuşuyorlar, yabancı düşmanlığına ve cezalandırılmayan nazi gruplarınca saldırıya maruz kalıyorlar. Altını çizmeliyim ki göçmenler bu harekette önemli rol oynadı. Onlar yıllardır devlet baskısının asıl kurbanları olarak yaşamaya çalışıyorlar. Tutuklanan 400 kişinin hemen hemen yarısı da göçmenlerden oluşuyor. Politikalar ve kirli işler devam ediyor. Kısaca şöyle söyleyebilirim ki 'Vatopedia' olayında hükümetin kiliseye toprak vermesi tam anlamıyla bir skandaldı. Merkez soldan Papandreou ve sağdan Karamanlis aileleri 40 yıldır ülkeyi yönetiyor. Şunları da ekleyebilirim ki 2007'deki yangınların kötü yönetimi tam bir faciaydı. Sosyalistlerin 2001'deki ve 2006'daki sosyal güvenlikle ilgili yaptıkları baskı, elektrik idaresinin, havalimanlarının ve Olympic Airways'in özelleştirilmesi de önemliydi. *Söyleşi Jérémie, CNT Uluslararası Sekreteri.
|