Sanal'da Ara

Doğrudan Eylem Hakkında 12 Uydurmaca PDF   E-mail
Sanal - Sayı 2

 

Doğrudan eylemin -yani yerleşik siyasi kanallardan kaçınarak doğrudan amaçlara yönelik her tür eylem- Kuzey Amerika'da, Boston Çay Partisi'nden (kolonicilerin İngiliz egemenliğini protesto etmek için 1773'te Boston limanındaki gemilerde yüklü olan çayı Kızılderili kılığına girerek denize döktükleri eylem) bu yana uzun ve zengin bir geçmişi vardır. Buna rağmen, hakkında birçok yanlış anlama vardır, bunun nedeni de kısmen ana akım medyada yanlış tanıtılıyor olmasıdır.

 

1. Doğrudan Eylem Terörizmdir.

 

Terörizm insanları korkutup sindirmek için planlanır. Oysa, doğrudan eylem, hedeflerine kendi kendilerine ulaşabilmeleri için bireylerin sahip olduğu gücü sergileyerek insanlara esin kaynağı olup onları motive etme niyetini taşır. Terörizm, sadece kendisi için gücün peşinde olan uzmanlaşmış sınıfın alanıyken, doğrudan eylem insanlara kendi yaşamlarının denetimini ele almaları için güç vererek, yararlanılabilecek olasılıkları sergiler. Belirli bir doğrudan eylem, en fazla eylemcilerin insafsızlık yaptığını düşündükleri bir şirketin etkinliklerini engeller, ama bu da sivil itaatsizliğin biçimlerinden bir tanesidir sadece, terörizm değil.

 

2. Doğrudan eylem şiddettir.

 

Bir mezbahanın makinelerinin tahrip edilmesine veya savaşı teşvik eden bir partinin camlarının kırılmasına şiddet demek, mülkiyeti insan ve hayvan yaşamının önüne koymak demektir. Bu karşı çıkış, bütün temel meselelerden uzakta, dikkati mülkiyet haklarına yoğunlaştırarak, canlılara karşı şiddeti kurnaz bir şekilde onaylamaktadır.

 

3. Doğrudan eylem politik bir ifade biçimi değil, suç teşkil eden bir eylemdir.

 

Ne yazık ki, bir eylemin yasadışı olup olmaması, o eylemin haklı olup olmadığının zayıf bir ölçütüdür. Ne de olsa (1876-1965 yılları arasında siyahlara karşı sosyal hayattaki ayrımcılığı düzenleyen) Jim Crow yasaları da yasaydı. Yasadışı olması temelinde bir eyleme karşı çıkmak, o eylemin ahlâki olup olmadığı gibi daha önemli bir sorudan yan çizmek demektir. Her zaman yasalara uymamız gerektiğini savunmak, bu yasaların gayri ahlâki olduğunu ya da gayri ahlâki koşulları dayattıklarını düşünsek dâhi, bu yasal kurulu düzenin keyfi hükümlerinin bizim kendi vicdanlarımızdan daha yüksek ahlâki bir otorite olduğunu söylemek ve adaletsizliğe yardakçılık edilmesini talep etmektir. Yasalar adaletsizliği korudukları sürece yasadışı eylem ahlâksızlık değildir, yasalara saygılı uysallık da erdem değildir.

 

4. İnsanların ifade özgürlüğüne sahip oldukları yerde, doğrudan eylem gereksizdir.

 

Gittikçe daralan bir bakış açısına sahip bir ana akım medyanın baskın olduğu bir toplumda, bir konu üzerinde, dikkati bu konuya çekecek bir şey ortaya çıkmadığı sürece kamusal bir diyalog başlatmak neredeyse olanaksızdır. Bu tür koşullar altında, doğrudan eylem, ifade özgürlüğünü etkisiz kılan değil besleyen bir araç olacaktır. Keza, başka bir durumda bir adaletsizliğe karşı çıkabilecek olan insanların bunun kaçınılmazlığını kabul ettikleri durumda, bu adaletsizlik hakkında sadece konuşmak yetmeyecektir; birinin çıkıp bu adaletsizliğe karşı bir şeyler yapılabileceğini göstermesi gerekecektir.

 

5. Doğrudan eylem yabancılaştırıcıdır.

 

Tam aksine, geleneksel parti politikalarını yabancılaştırıcı bulan insanlar doğrudan eylemden esinlenir ve motive olurlar. Farklı insanların farklı yaklaşımları vardır; geniş tabanlı bir hareket içinde kanaatler de çeşitli olmak zorundadır. Bazen, doğrudan eylem gerçekleştirenlerin amaçlarını paylaşsalar da kullandıkları araçlara karşı çıkan insanlar, bütün enerjilerini gerçekleştirilmiş bir eylemi kötülemek için harcarlar. Böyle yaparak yenilgiyi zaferin pençesinden kurtarmış olurlar; oysa eylemin gündeme getirdiği meseleler üzerine yoğunlaşma fırsatını yakalamış olsalar daha iyi olur.

 

6. Doğrudan eylem yapanlar, bunun yerine yerleşik siyasi kanallar aracılığıyla çalışmalılar.

 

Doğrudan eylem yapan birçok insan da bir sistem dâhilinde çalışır. Sorunları çözmek için her türlü kurumsal araçtan yararlanmaya yönelik kararlılık, bu araçların yetersiz kaldıkları yerde yenilerini bulmaya yönelik benzeri eşdeğerlilikte bir kararlılığı dışlamaz.

 

7. Doğrudan eylem dışlayıcıdır.

 

Bazı doğrudan eylem biçimleri herkese açık değildir, ama bu onların değersiz olduğu anlamına gelmez. Herkesin farklı tercihleri, yetenekleri vardır ve bunlara göre davranma hakkına sahiptirler. Asıl mesele, aynı uzun vadeli hedefleri paylaşan farklı yaklaşımlara sahip birey ve grupların birbirlerini tamamlayıcı bir şekilde nasıl bütünleşecekleridir.

 

8. Doğrudan eylem korkaklıktır.

 

Bu suçlama, neredeyse her zaman, bir geri tepmeyle karşılaşmaktan korkmaksızın kamusal alanda konuşma ve eyleme ayrıcalığına sahip olanlar tarafından dillendirilir; yani toplum içinde bir güce sahip olanlar ve bu gücü itaatkârca kabullenenler tarafından. Fransız Direnişi'nin kahramanları, Nazi işgal ordusuna karşı gündüz gözüyle eyleme geçerek ve böylece kendilerini yenilgiye mahkûm ederek mi cesaretlerini ve sorumluluklarını kanıtlayacaklardı? Bu nedenle, gittikçe artan bir polis terörünün ve herkesin üzerinde federal bir gözetimin olduğu bir ülkede özel hayatlarını korumak için buna karşı çıkanların olması çok mu şaşırtıcıdır?

 

9. Doğrudan eylem sadece üniversite öğrencileri/ayrıcalıklı zengin çocukları/biçare yoksul insanlar/vb. tarafından yapılır.

 

Bu iddia, neredeyse her zaman bir karalama olarak somut olgulara dayanmaksızın öne sürülür. Aslında, doğrudan eylem uzun bir süredir toplumun her kesiminden insanlar tarafından büyük bir çeşitlilik içinde sergilenmektedir. Bunun tek olası istisnası, herhangi bir yasadışı veya çatışmalı eyleme gereksinim duymayan en zengin ve en güçlü sınıflardır, çünkü tesadüfe bakın ki, yerleşik politik kanallar onların ihtiyaçlarıyla bire bir örtüşür.

 

10. Doğrudan eylem ajan provokatörlerin işidir.

 

Bu da, genellikle somut bir delil olmaksızın yapılan başka bir spekülâsyondur. Doğrudan eylemin her zaman polis ajan provokatörlerin işi olduğunu söylemek güçten düşürücüdür; polis istihbaratının gücünü olduğundan fazla abartarak, devletin gücünün her şeye kadir olduğu yönündeki kuruntuyu pekiştirerek eylemcilerin bu tür eylemleri kendi başlarına yapabilecekleri olasılığını yok sayar. Keza, bu iddia, taktik çeşitliliğinin değerini ve gerçekliğini gözden çıkarır. İnsanlar, onaylamadıkları taktikleri polis provokasyonu olarak niteleyen temelsiz iddialarda bulundukları sürece, uygun taktikler konusundaki yapıcı diyalogu engellemiş olurlar.

 

11. Doğrudan eylem tehlikelidir ve başka insanlar üzerinde olumsuz sonuçlara yol açar.

 

Doğrudan eylem baskıcı bir siyaset ikliminde tehlikeli olabilir, eylemcilerin başka insanları tehlikeye atmamak için her türlü çabayı göstermeleri çok önemlidir. Ama bu bir engel oluşturmaz, aksine, yerleşik politik kanallar dışında eyleme geçmek tehlikeli hale geldiğinde, eyleme geçmek daha da önemli hale gelir. Aynen Hitler'in Reichstag yangınında yaptığı gibi, yetkililer masum insanları terörize etmekte doğrudan eylemleri mazeret olarak kullanabilir; ama yaptıkları adaletsizliğin hesabını vermek zorunda olanlar iktidardakilerdir, onlara karşı çıkanlar değil. Doğrudan eylem yapanlar gerçekten tehlike altında olsalar da, katlanılmaz bir adaletsizliğin karşısında, bu adaletsizliği karşı gelinmez olarak kabullenmek daha tehlikeli ve daha sorumsuzcadır.

 

12. Doğrudan eylem hiçbir şey başaramaz.

 

Sekiz saatlik iş günü mücadelesinden, kadınlara oy hakkı mücadelesine kadar tarihteki her başarılı mücadele, doğrudan eylemden yararlanmıştır. Doğrudan eylem, büyük bir çeşitlilik içinde diğer siyasi eylem biçimlerinin tamamlayıcısı olabilir. Hiç değilse, kurumsal reformlar yapılması gerektiğini, bu reformları talep edenlere daha fazla pazarlık olanağı tanıyarak ortaya koyar; ama bu destekleyici rolün de ötesine geçerek, insan yaşamının bütünüyle farklı bir şekilde örgütlenebileceğini, gücün eşit biçimde dağıtılabileceğini, bütün insanların onları etkileyen meseleler üzerinde eşit ve doğrudan bir şekilde konuşabileceklerini gösterir.


Kaynak: http://www.crimethinc.com/texts/recentfeatures/twelvemyths.php