| Gazze Üzerine Soru-Cevap (İkinci Bölüm) |
|
16 Ocak, 2009 By Stephen Shalom Röportajın ilk bölümü için tıklayınız
20. Ateşkes koşulları silah kaçakçılığı hakkında ne ifade ediyor? Yukarıda da belirtildiği gibi, ateşkes koşulları hiç yazılmadı ve inkar edildi. İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezine -İsrail hükümetine yakın danışmanlar- göre: "Israil hükümetinin bakış açısına göre ateşkes Gazze şeridinde Hamas ve diğer terörist örgütlerin silah kaçakçılığını sona erdirmelerini ve askeri yapılarını ilga etmelerini vaat ediyor."[64] Hamas ve diğer filistinli gruplar, buna rağmen, böyle bir vaatte bulunmadılar.[65] Ek olarka İsrailli liderler Hamas'ın askeri yapısının ilgasi ile ilgli ısrarları ve kendi eylemleri arasında hiç bir çelişki olmadığını düşünüyor gibi görünüyor: İsrail başbakanlığından bir yetkili ateşkes sırasında " IDF ateşkesin çökmesine karşı Gazze şeridinde askeri operasyonlara hazırlık yapmayı sürdürebilir...Ve ordu komutanı general Gabi Ashkenazi IDF'nin ateşkese kredi verebileceğini ama bir yandan da eylem hazırlığını sürdürebileceğini ifade etti." şeklinde demeç verdi. [66] Hamas kesinlikle ateşkesi silah kaçakçılığı için bir fırsat olarak kullandı, aynen İsrail'in açıkça çok büyük sayıda ölümcül silah ithal etmek için kullandığı gibi.
21. Ateşkes sırasında ne oldu? Ateşkes sert bir sarsıntıyla başladı. İslami Cihad İsrail'in West Bank'ta üst düzey militanı öldürmesine misilleme olarak Gazze'den bir kaç füze attı. [67] Fakat Hamas genelde diğer Filistinli grupları ateşkese saygı gösterme konusunda ikna edebildi. Ateşkesten önceki beş buçuk ayda Gazze'den 1,072 roket ve 1,199 havan topu ateşlendi. Ateşkesin başlamasından 4 Kasım'a kadarki dört buçuk aylık sürede sadece 20 roket ve 18 havan atıldı. [68] Hiç İsrailli öldürülmedi --- roketle, havanla, suikastle ya da gelişmiş patlayıcılarla. [69] Bu süreçteki ara sıra meydana gelen saldırılara ithafen İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi şöyle yazdı: "...Hamas ateşkesi sağlama konusunda dikkatliydi ve birlikleri roket saldırılarında bulunmadı. Aynı zamanda, hareket ateşkes koşullarını diğer terörist örgütlere de dayatmaya ve onu ihlal etmelerini önlemeye çalıştı. Hamas anlaşmayı ihlal eden ağlara karşı birkaç adım attı fakat sınırlı bir şekilde ve kısa süreli gözaltılar ve silahlara el koyma ile kendini tatmin etti... Fakat şurası açık ki... Hamas marazi gruplarla (özellikle PIJ) doğrudan karşı karşıya gelmekten münkün olduğu kadar kaçınmanın yollarını aradı, direnişi baltalamak ve İsrail ile işbirliği halinde olduğu suçlamalarından kurtulmak için. Hamas bu yüzden diğer örgütleri ateşkesi sağlama konusunda ikna edebilmek ve Gazze'de kamu oyundan bu konuda destek arayışı için (ateşkesin başarıları konusunda eylemcilerinin ele aldığı açıklamalar da dahil) politikaya odaklandı.[70] Sınır geçişi şartlarına göre, İsrail sınırlarındaki geçiş yasağını hafifletti; fakat ne 2005 Aralık’ına (Hamas kanun koyucu meclis seçimlerini kazanmadan önce) ne de 2007 Mayıs’ına (Hamas, Gazze’de güç kazanmadan önce) yaklaşan ölçütlerde ithalat getirilerine izin verdi. 2008 Temmuz’u boyunca, Ara’nın ilk ayı süresince, BM’ye göre: “Gazze Şeridi’ne girmesi izin verilen hammadde miktarı, ihtiyaç miktarının çok fazla altında kaldığı için [71], 19 Temmuz’da gerçekleşen ateşkesten sonra, Gazze’nin nüfusunda, belli ölçülerde somut bölünme görüldü.”. İthalat, 2006 Aralık’ının yarısından bile daha aza düştü. Yine de bu, ithalatın %30 düştüğü (yardım kurumlarının ve insan hakları gruplarının “insanlığın çöküşü” dedikleri Mart 2008 seviyelerine yakın) ağustos ayından daha fazlaydı. Eylülde, %15 bir artış gerçekleşti, fakat ekimde tekrar %30’luk bir düşüş yaşandı. (tabloya bakınız.) Ayrıca, tüm Ara boyunca, İsrail, özellikle Gazze’nin ekonomik durumunu felce uğratarak, Gazze’den tüm ihracat yasaklarına da devam etti. Ekim 2008’de, Dünya Bankası, Gazze’nin endüstriyel yapılarının sadece %2’sinin hala çalışmakta olduğunu, 2005’te 35.000 olan endüstriyel istihdamın 840’a düştüğü ve tarımda 40.000 iş kaybının olduğunu rapor etti. [73] Her Ay Gazze’ye Giren Kamyon Yükü [74] Ay Kamyon Yükü Aralık 2005 13,430 Mayıs 2007 10,921 Mart 2008 3,999 Nisan 2008 1,991 Mayıs 2008 1,821 Haziran 2008 2,103 Temmuz 2008 5,028 Ağustos 2008 3,565 Eylül 2008 4,069 Ekim 2008 2,823 Kasım 2008 579
Ara’nın ikinci evresi, 4 Kasım 2008’de başladı. Aynı gün, İsrail ateşkesi Gazze’ye askeri birlikler göndererek ihlal etti. Guardian’a göre: “İsrail Ordusu, Hamas’ın sınırın 250 metre ötesinde konuşlanmış İsrail askerlerini kaçırmak için kullanacağını düşündükleri bir tünelin bu harekâtın amacı olduğunu söyledi. Bir Hamas tüfekçisi öldürüldü ve Filistinliler, İsrail Ordusu’na havan topu saldırısı başlattılar. Bir İsrail hava saldırısı, 5 Hamas militanını daha öldürdü. [75] Hamas, bu duruma roket saldırısıyla karşılık verdi ve böylelikle Ara ciddi anlamda bozuldu. İki taraf da o dakikadan sonra Ara öncesi kadar olmasa da askeri eylemlerini sürdürdüler. İsrail, kasım ayı boyunca (yukarıdaki tabloya bakınız) bölgeye 1.5 milyon insanı destekleyecek sadece 579 kamyon geçişine izin vererek Gazze sınırlarını kapattı. Ayrıca, BM’ye göre: “ Evrensel sivil toplum örgütlerinden gelen yardım ve desteklerin tüm ay boyunca Gazze sınırından geçişi engellendi. Buna ilaveten, yoğunlaştırılmış sınır kapalılığı, BM Yakın Doğu Filistinli Mülteciler için Yardım ve İş Dairesi’nin yiyecek dağıtımını ve bununla birlikte Gazze’ye nakit taşıma sınırlandırmaları dolayısıyla nakit yardımı programını ay boyunca 5 gün süreyle askıya almasına sebep oldu.”[76] UNICEF’e göre, yakıt, elektirik ve boş alanların eksikliği, Gazze’nin su ihtiyacını sekteye uğrattı. Gazze şehrinde, nüfusun %50’si suya sadece haftanın belirli saatlerinde ulaşabiliyordu, %30’u dört günde bir ve %20’si üç günde bir ulaşabiliyordu. Gazze’nin diğer bölgeleri, ortalama bir gün aralıklarla su bulabiliyordu. [77] Bu süre boyunca ( 5 Kasım- 19 Aralık), saldırıdan hiçbir İsrailli öldürülmedi.[78] 8’i havan topu ve 5’i Gazze içinde olmak üzere, 13 İsrail askeri ve 1–2 sivil yaralandı. Filistin tarafından ise, 10–14 militan ve 3–4 sivil öldürüldü ve yaklaşık bir buçuk düzine insan yaralandı. [79]
22. İsrail birliklerinin planlanmış bir adam kaçırma için kullanılan bir tüneli yok etmek için Gazze`ye girmesi yasal değil midir? İsraili`in tünelin amacı hakkındaki iddiasını doğrulayacak bağımsız bir kaynağımız yok. ( Jimmy Carter tünelin Gazze`yi kuşatan bir duvarın içinde Hamas tarafından kazılmış savunma amaçlı bir tünel olduğundan bahsediyor. [80]) Ancak tünelin amacı İsrail`in iddia ettiği gibi olsa bile, İsrailli isimsiz bir askeri üst düzey yetkilinin söylediği gibi, tünel[81] o kadar az kullanılıyordu ki askeri bir hareket gerektirecek bir tehdit oluşturuyordu. İsrailin kendini böyle bir tehdide karşı savunabileceği daha bir çok askeri olmayan yollar var.
23. Ara neden uzatılmadı? Hamas’ın anlaşmayı yenilemeyi reddettiği iddiası asılsızdır. Hamas’ın reddettiği, İsrail’in kuşatmayı kaldırma zorunluluğunu ihlal etmeye devam edeceği bir anlaşmayı yenilemekti. Khalid Mish’al ’in söylediğine göre, “ Bu bozulmuş anlaşma sona yaklaştığında, kuşatmanın kaldırılması ve Gazze sınırındaki Rafah dâhil bütün geçişlerin açılması karşılığında yeni kapsamlı bir anlaşmaya hazır olduğumuzu belirttik. Çağrılarımıza kulak verilmedi.” Ateşkesin sona ermesinden önce verilen çok sayıda beyanat Hamas’ın durumunu netleştirdi. Jimmy Carter Hamas’ın çabalarını uzlaştırıcı bir şekilde açıkladı: “Öncelikli konunun Gazze’ye geçişlerin açılması olduğu aşikârdı. Carter Merkezi’nden temsilciler Kudüs’ü ziyaret ettiler, İsrailli görevlilerle görüştüler ve füze atışlarının durdurulmasına karşılık geçişlerin açılmasının mümkün olup olmadığını sordular. İsrail Hükümeti gayriresmi olarak, önce Hamas’ın bütün füze atışlarını 48 saatliğine durdurması durumunda normal gerekliliklerin %15’inin karşılanması teklifinde bulundu. Bu Hamas ,çin kabul edilemezdi ve çatışmalar patlak verdi.” Normal gerekliliklerin %15’i Temmuz’daki yetersiz seviyeden bile daha azdı. Bu nedenle Hamas’ın böyle bir anlaşmaya yanaşmaması şaşırtıcı değil.
24. Ateşkesleri ve anlaşmaları bozmayacağına dair Hamas’a güvenilebilir mi? İşte çeşitli uzmanların söylemleri: Birleşik Devletler’in önde gelen yetkililerinden olan Sherifa Zuhur’un, Askeri Savaş Okulu tarafından henüz yayınlanmış bir çalışmasında yazdığı üzere; “Böyle saldırıları önlemek amacıyla, Alastair Crooke tarafından düzenlenen bir uzlaşma(tahdiya) bildirisi 2002 ve 2003’te yayınlandı. Crooke, Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Javier Solana’nın eski güvenlik danışmanıydı. Şimdilerde Crooke, Hamas’la müzakereleri destekleyen Tartışma Forumu’nun başkanı. Mart 2005’te bir diğer uzlaşmaya (tahdiya) gidildi, ancak İsrailliler Hamas liderlerini öldürünce ilk iki uzlaşma bozuldu.” Ve Uluslar arası Kriz Masası tarafından röportaj yapılan Avrupalı eski bir üst düzey güvenlik görevlisi: “Ölümlerin azalması için yapılan içten teşebbüsleri baltalayan İsrail suikastlarının devam etmesine” dikkat çekti. “İsrail’in tepkisi, olması beklendiği için gerçekleşen bir kehanet yarattı. Başarısızlık beklentisi içindeydiler ve yürürlükte bunu garantilediler. Sürekli kışkırtmalar, saygısız bir tutum, güvenlik sağlamayan tedbirler, yardımcı olmayan açıklamalar mevcuttu. İsrail Savunma Bakanı, Hamas’ın yeniden toplandığını ve İsrail Savunma Güçleri’nin büyük bir saldırıya karşı hazırlıklı olması gerektiğini alenen iddia etti. Hamas bu olası sonuç için hazırlanmaya başlıyor. İsrail’e göre, bu onların esas iddiasının (casus belli) kanıtı. İsrail saldırıyor, Hamas savunmaya geçiyor, İsrail Savunma Güçleri kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyor ve anlaşma (hudna) tarih oluyor.”
25. 19 Aralıkta biten Ara`dan sonra Gazze`yi roket saldırısına uğratması dışında İsrail`in başka bir askeri harekat alternatifi var mıydı? Evet, tabii ki vardı. İsrail kuşatmayı kaldırmayı kabul ederek ateşkesi uzatabilirdi. (her durumda ahlaki sebeplerle yapılması gereken) Dahası, İsrail; daha genel olarak Arap Barış Girişimi`ni kabul ederek, İsrail-Filistin tartışmasının bitmesi için adımlar atabilirdi. Bu barış girişimi; İsrail`i 1967 sınırlarından çekilmsesini, Filistin devletinin Batı Şeria`da kurulmasını ve Gazze`nin Doğu Kudüs`le birlikte onun başkenti olmasını talep ediyordu. Bu plan, bütün Arap devletleri tarafından itlaf edildi, ki daha sonrasında İsrail`in tanınmasını önerdiler. [87] Ve alttaki notta da belirtildiği gibi, Hamas bile bu plan için desteğini gösterdi. [88] Filistinlilerin üçte-ikisi planın arkasındaydı. [89] Bu Filistin`deki temel problemdi: İsrail Filistin topraklarını işgal etti ve öyle gözüküyor ki en değerli kısmına tutundu ve Filistinlileri artıklarla bıraktı, böylece hayatta kalabilen bağımsız bir devlet kuramayacaklardı. İsrail illegal anlaşmalarını bitirmadiği sürece Filistinliler, Bantustanlılar tarafından hapsedilmiş olacaklar. Bu temel gerçek değişene kadar, işgaller bitene kadar Filistin`de barış olmayacak.
26. Eğer ateşkes uzatılsaydı Hamas Tela Aviv güçsüz kalana kadar daha çok roketi gümrükten kaçıramaz mıydı? Bu, herhangi yeni bir ateşkesin silah kaçakçılığını önlemek için bir madde içermesi ve dolayısıyla bunun Hamas için kabul edilemez olduğu anlamına gelmiyor mu? Tel Aviv’in Hamas’ın roketlerinin tehdidi altında yaşamak istemeyeceği çok açık. Ancak Gazzelilerin İsrail’in F-16larının tehdidi altında yaşamak istemeyebilecekleri de çok açık. Bu iki durum arasındaki fark şu ki: Birkaç hafta önceki olayların da gösterdiği gibi Gazzelilerin karşı karşıya olduğu tehdit ne bir varsayımdır ne de sadece bir tehdittir. Pratik anlamda, Mısır sınırından kaçırılabilecek şeylerin de bir limiti(sınırı) vardır. Sınırın her iki tarafındaki otorite de bunu yapmak isterken kaçakçılığı önlemek güç. Ancak, Gazze’ye gelince Mısır hükümeti Hamas’a sert bir şekilde karşı duruyor ve silahların Hamas’a ulaştırılmasına bilerek izin vermiyor. Carter İsrail ve Hamas’ın ateşkesi uzatmalarını ve sınırları açmalarını istediğinde İsrail yalnızca silah kaçakçılığını önlemek için daha iyi bir sistem kurulabilirse sınırları açacağına dair bir şey söylemedi. Açıkça sınırları tamamen açmayı reddetti. Bu yüzden, Hamas’ın böyle bir anlaşmayı kabul edip etmeyeceği bilinmiyor. Haber bile vermeden savaş açmak, sadece savaşlar için olan “son çare” kriterini ihlal eder. Sınır kapısının açılmasının aslında silah kaçakçılığı oranını düşüreceğinin farkında olmak gerekir. Açıkçası, silahlar İsrail ya da AB’nin atadığı personellerin olduğu Rafah sınırından içeri girmiyor. Fakat geçitler kapalı olduğu sürece ne kadar tehlikeli olursa olsun tünel kazmak, yiyecek ve diğer ihtiyaçları elde etmek için hayati önem arz eder hale geldiğinde beri tünelleri kazma teşvikleri azalma eğilimi gösterdi. KURŞUN DÖKME OPERASYONUNUN YÜRÜTÜLÜŞÜ 27. İsrail’in orantılı karşılık vermiş olması gerektiğini söylemek ne anlama geliyor? Savaşa girmek için bir nedeni olan bir ülkenin bile yine de orantılı davranması gerekir. İşgalci bir güç olduğu, işgalini devam ettirmeye çalıştığı ve roket atışlarının ablukanın kaldırılmasıyla ateşkesin uzatılması konusunda uzlaşmaya varılabilmesiyle sonlanabileceği gerçeği gerçeğini göz önünde bulundurursak İsrail’in savaşa girmesi için bir nedeni yoktu. Bu yüzden, İsrail nasıl davranırsa davransın onun savaşı haksız bir savaş olacaktı. Ama İsrail’in yine de savaş için bir nedeni olduğuna inananlara söylüyorum: Orantılılık ilkesiyle uyum içinde yürütülmediği için savaş yine de adil olmayacaktı. Uluslar arası hukuk çerçevesinde, orantılılık ilkesi askeri bir amaca saldırmayı yasaklıyor, böyle yapılması sivillerin hayatlarının kaybıyla ya da sivil mülkiyetin zararıyla ya da esas amacın değerinden çok daha değerli olan doğal çevreye zarar verilmesiyle son bulur. Burada açıkça önemli olan öznel bileşen şudur: karşılığında kendi nüfusunun da zararına sebep olacak bir askeri amacı yıkmak için birinin tam olarak kaç sivili öldürebileceğidir. Ama bu öznellik sınırlıdır: 7 yılda 22 kişinin ölümüne( 5 Temmuz 2008’den beri hiç ölü yok) neden olan silahların kapasitesini yok etmek. Bu, İsrail’in yaptığı gibi, yüzlerce sivili öldürerek orantılanamaz.(90) İsrail gerçekten Gazze’de yaptığının orantılı olduğunu mu düşünüyor? Böyle düşünmesi ilginç. Aslında, İsrail resmi görevlileri ve danışmanları açıkça orantısız davranmayı savundular.(91) Konu Filistinliler, genel olarak Araplar, olunca zorbalık etmek ve göz korkutmak diplomatik çözüm aramanın önüne geçiyor. Esas endişenin orantılılıktan ziyade gaddarlık anlamına gelen caydırıcılığın gücü olması sürpriz olmayacaktır ve asıl değer gören bu gaddarlık olacaktır.
28. Hamas askeri araçlarını sivil alanlara yerleştirdiği ve böylece nüfusu insan kalkanı olarak kullandığı için sivillerin uğradığı bütün bu zararlardan Hamas sorumlu değil mi? Uluslar arası insan hukuku askeri araçların sivil alanlara yerleştirilmesini yasaklıyor. Ancak, bu, saldıran güce bu araçlara saldırmak için sınırsız bir hak vermiyor. Saldıran ,güç ne olursa olsun, sivillere gelecek zarara karşı askeri çıkarları savunmamalıdır. İnsan Hakları Bildirgesi’nin de açıkladığı gibi: “Saldıran taraf sadece savunan taraf insanların yaşadığı yerlere meşru askeri hedeflerini yerleştirmelerinden sorumlu olması gerektiğini düşündüğü için sivillerin hayatlarını riske atma sorumluluğundan kurtulmaz. Yani, insanların yaşadığı bir alanda bir Hamas komutanının ya da askeri bir tesisin olması o alana tehdit altındaki sivil nüfusu düşünmeden saldırmayı haklı çıkarmaz.”(92) Buna ek olarak, İsrail’in hedef listesi Hamas liderlerinin evlerini içerdiği için Hamas’ a askeri hedeflerini sivillerin yaşadığı yerlere yerleştirmesinden başka bir yol kalmıyor. Eski bir Amerikalı denizci yorumları bu konuyla benzer. Amerika’nın Irak’taki gerçek politikasını bu denizcinin açıklamalarına bakılarak sorgulanabilir: “Amerikan Deniz Kuvvetleri’nden daha yeni emekli oldum, ama Irak’ta hizmet gördüm. Şimdi Gazze’deki duruma benzer askeri konularla ilgili bir şeyler biliyorum. Amerikan politikacılarının ve uzmanlarının “Eğer Amerika Meksika ya da Kanada’nın roket saldırılarına uğrasaydı biz de İsrail’in yaptığını yapardık.”, açıklamasının karşısında dehşete kapıldım. Bu Amerikan askerlerine büyük bir hakarettir, sizi temin ederim ki biz İsrail gibi yapmazdık. Aslında, Amerika’nın silahlı kuvvetleri ve sivil ekleri Hamas’tan daha çok silahlı, daha antrenmanlı ve çok daha ölümcül insanlar tarafından Irak’ta ve Afganistan’da her zaman saldırıya uğruyorlar. Aslında, İsrail’in Hamas’ın roket atışlarından ölen çok az askeri var(2001’den beri yaklaşık 20 ölü) ama bizim birçok sivil personelle beraber Irak’ta ve Afganistan’da binlerce insanımız öldü. Yüzlerce yaralımız çoğu zaman havanlardan gelen dolaylı yangından öldü. Bu, özellikle, Bağdat’ta Yeşil Bölge’de oldu. Bu yangın çoğunlukla yoğun nüfuslu kentsel alanlardan kaynaklanıyordu. Amerikalılar bu ateşe ‘ayrım yapmaksızın’ cevap verMEZler. ‘ayrım yapmaksızın’ derken ateşin kaynağını tam olarak belirlesek bile – ki bu çok zor olabilir- eğer sivil ölümlere sebep olacağını biliyorsak o ateşe cevap vermeyiz. Biz her zaman sivillere hayatlarının tehdit altında olup olmadığını değerlendirmeden cevap vermeyiz ve kentsel bir alanda sivillerin hayatlarının tehlikede olması ihtimali oldukça yüksektir. Eğer Amerikan askerleri bu sözleşme kurallarını ihlal eder ve sivillere zarar verirse, sizi temin ederim ki bunu soruşturup yetki verilirse gerekli cezanın uygulanması için elimizden geleni yaparız” (93) İki hususa daha dikkat edilmelidir. Birincisi, IDF de Filistinli sivilleri insan kalkanı olarak kullanıyor. Uluslar arası Ortadoğu ve Kuzey Afrika Af Programı Başkanı Malcolm Smart: “ Gazze’deki kaynaklarımız İsrailli askerlerin birçok Filistinli aileyi evlerinin alt katında kalmalarına zorlayıp evlerin geri kalan kısımlarını askeri üs olarak kullanmak ve evlerin belirli yerlerine pusu yerleri kurmak için bu evlere girdiğini bildirdi. Bu açıkça Filistinli ailelerin endişelenmesi riskini arttırıyor ve onların insan kalkanları olarak kullanıldığı anlamına geliyor.”(94) İkincisi IDF de güçlerini İsrailli sivillerin arasına yerleştiriyor. İsrail hükümetinin beyin takımının şu raporuna bir bakın: “8 Ocak: İsrail’e Negev’in kuzeybatısındaki bir köye roket atışı yapıldı. 7 IDF askeri yaralandı.”(95)
29. İsrail evleri arıyor ve sivillerin askeri hedeflerden uzaklaşmasını isteyen broşürler atarak saldırmayı planlıyor. Bu sivil halkı korumayı gerektirmez mi? İsrail ilk Kurşun Dökme Operasyonuna başladığında hiçbir uyarı yapmadı. Gazze’de şehir merkezlerinin en yoğun olduğu ve öğrencilerin okullardan çıktığı saatte, 11.30’da vurmaya başladı. (96) İsrail’in sonraki telefon çağrıları ve attığı broşürler birçok sebepten ötürü sivilleri koruma gerekliliğini karşılamıyordu. İlk olarak, İsrail saldırdığından daha çok evi arıyor. Uluslar arası Af Örgütü der ki: “ İsrail bombardımanlarının yarattığı korku atmosferiyle birleşik olarak, İsrail kuvvetleri birçok Gazze sakinine yakında evlerine karşı başlayacak hava saldırısı nedeniyle ayrılmaları yönünde rastgele telefon mesajları gönderiyor. Bu tür mesajlardan biri çok dükkânlı bir binanın oturanlarına geldi ve sadece bina sakinlerinin değil onların komşularının da paniğe kapılmasına neden oldu… Bu tehdit mesajları sivil halkta korkunun yayılmasına neden oluyor, çoğu durumda bahsedilen hava saldırıları gerçekleşmiyor çünkü. Eğer amaçlanan buysa, etkileyici bir uyarıdan ziyade, bu hareket uluslar arası yasaları çiğniyor ve hemen sonlanmalı. (97) İkinci olarak, yoğun şehir bölgelerinde, bir bölgeden diğerine gitmenin güvenlik garantisi yok. Ve son olarak, İsrail bireyleri hedef aldığında, uyarılar ya hedefe kaçma süresini veriyor, ya da hedef olmayanlara yardımı olmayacak kadar geç geliyor.(99) Düşünün ki Hamas ülkenin güneyindeki tüm İsraillileri eğer askeri tesislere yakınlarsa evlerinden ayrılmalarını isteyen bir bildiri yayınladı. Bu Hamas’ın gerçekleştirdiği sivil ölümlerin ahlaki sorumluluğunu aklar mıydı?
30. İsrailin Gazze'de sivilleri hedef alışı kasıtlı mı? Minimum düzeyde de olsa, İsrail'in uluslararası kanunlar tarafından hedef alınması yasaklanan insan ve bina tiplerini hedef aldığı biliniyor. Örneğin, polisi hedef aldılar. Uluslararası hukuk, silahlı çatışmada bulunmuş ve sivil işlevlerde kullanılan polisler arasında ayrım yapmaktadır (silahlı veya değil). İsrailli insan hakları organizasyonu B'Tselem'in yaptığı açıklamaya göre yapılan ilk bombardıman Gazze'deki merkezi polis binasına isabet etti ve burada eğitim gören 42 filistinliyi öldürdü. Eğitim görmekte olan insanlar ilk yardım, karışıklarla başedebilme, insan hakları, kamu güvenliği gibi konularda dersler alıyor. Eğitim sonrasında, polis memurları kamu düzenini sağlamak amacıyla Gazze polis teşkilatının çeşitli kollarına atanıyor. Eğitim alan polis memurlarının eğitim sonrasında veya daha sonra Hamas'a katılabilecekleri doğrudur. Aynı şekilde, İsrail'in sivil hedefleri saldırılarının sonradan askere çağrılabilecek insanları öldürebildiği de doğrudur. Mağdurların orada olmasını bir otobüse yapılan intihar saldırısını haklı çıkarmak için kullanmak komik olur. Polis adaylarına yapılan katliamda gösterilen gerekçelerin de bu durumdan geri kalır bir yanı yoktur. İsrail, devlet binalarını ve rolü ne olursa olsun Hamas ile bağlantısı olan herkesi hedef alıyor ve İsrailli yetkililer bu saldırıların uluslararası olduğunu açıklıyor ve hedef alınan kişilerin veya binaların askeri bir bağlantısı olup olmadığı hakkında bir bilgi verme ihtiyacı hissetmiyor. Üst düzey bir İsrail askeri Washington Post'a yaptığı açıklamada “Hamas'ın birçok yönü var ve biz bu yapının tamamını vurmaya çalışıyoruz çünkü her şey birbirine bağlı ve her şey İsrail'e karşı olan terörizmi destekliyor” dedi. İsrail Savunma Kuvvetleri sözcüsü binbaşı Avital Leibovitch “Hamas ile alakası olan her şey geçerli bir hedeftir” dedi. Tuğgeneral Dan Harel da bu konuda “Biz sadece teröristleri ve silahları hedef almıyoruz, Hamas yönetiminin tamamını ve tüm kanatlarını hedef alıyoruz. [...] Bu operasyon sonrasında tek bir Hamas binası ayakta kalamayacak” açıklamasında bulundu. Bu sebeplerden dolayı, İsrail parlamento, dışişleri bakanlığı, çalışma bakanlığı, inşaat ve konut ve bunlar dışında birçok devlet binasını bombaladı. Hamas'ın gelirini kısmak için döviz bürolarını da bombaladı. İsrail'in eski dış güvenlik başdanışmanı ve aynı zamanda islamcı örgütler uzmanı Matti Steinberg, “Hamas'ın sivil savunma sistemi çok hassas bir hedeftir. Eğer insanlara baskı yapmak istiyorsanız, doğru hedef budur” açıklamasında bulundu. 13 Ocak'ta New York Times tarafından yapılan bir habere göre İsrail istihbarat görevlileri Hamas'ın silahlı kanadının çok fazla hasar almadığını, asıl ciddi hasarın Hamas'ın Gazze şeridiyle ilgili kanatlarına verildiğini, buna da çok sayıda devlet binasının yerle bir edilerek ulaşıldığını belirtti. İsrail hükümetinin düşünce takımı olan istihbarat ve terörizm bilgi merkezinin Gazze'deki kötüye giden insan koşulları hakkındaki açıklamasıysa şöyle: “Yakın tarihte, Gazze şeridindeki insani yardımlar, çatışmalar ve Hamas yönetiminin başarısızlığı nedeniyle kötüleşti. Elektrik direklerinin düşüşünden dolayı Gazze şeridinde elektrik kesintileri görüldü. Filistin Enerji bakanlığı genel başkan yardımcısı Kanaan Abaid elektrik direklerinin tamirinin varolan tehliken dolayı imkansız olduğunu belirtti. [...] Yerel yönetimler görevlerini yapamıyor, yerel altyapılar tamir edilmiyor ve hatta çöpler bile toplanamıyor. Ayrıca, genelde Mısır'dan kaçak olarak gelen mallar IDF'nin tünelleri bombalaması sebebiyle getirilemiyor.” Hamas yönetiminin işini yapamayışının gerekçesi tabi ki İsrail'in saldırılarının sonucudur. Ayrıca Gazzelilerin Mısır'dan tünellerle gelen mallara bel bağlaması da İsrail ablukasının oluşturduğu bir sonuçtur. Ertesi gün, aynı düşünce takımı insani yarım krizini “Saklanan ve Gazzelilerin karşılaştığı sorunlara çözümler sunamayan Hamas yönetiminin başarısızlığının” bir sonucu olduğunu söyledi. Gazzelilerin karşılaştığı sorunları çözmesi gereken Hamas yönetiminin saklanıyor olması ne sorumsuzca!
31. İsrail tarafından öldürülenlerin büyük çoğunluğu terörist değil mi? Genele bakıldığında, hiç de değil. Barizdir ki, İsrail saldırıları devam ettiği sürece öldürülen insanların kimlik tespiti çok zor bir iştir. Bu sebepten dolayı bazı insan hakları toplulukları ve yardım örgütleri öldürülen kadın ve çocuk sayısını ölen minimum sivil sayısı olarak rapor ediyorlar. Fakat şunu da kabul ediyorlar ki, bu raporlar ne öldürülen toplan sivil sayısını verir, ne de öldürülen her yetişkin erkeğin savaşçı olduğunu kanıtlar. 14 Ocak'ta Filistin Sağlık Bakanlığı yüzde 40'ı kadın ve çocuk olmak üzere 1,013 ölüm tespit ettiklerini açıkladı. Öldürülen yetişkin sivillerin arasında polis ve devlet memurlarının yanında, şoförler, sağlık personelleri ve Hamas karşıtı ve bir İnsan Hakları Gözlemcisinin babası olan bir yargıç da bulunuyor. 14 Ocak'ta yarısı kadın ve çocuklar olmak üzere 4,500'den fazla insanın yaralandığı belirtildi. Ayrıca, yetersiz sağlık desteği sebebiyle bu yaralıların yaşama şansının düşük olduğu belirtiliyor. Gazze hastaneleri şaşkın, bu binalarda güç ve yeterli ekipman bulunmuyor, ambulanslar hareket etmekten korkuyor ve İsrail acil sağlık araçlarının kullanımını engelliyor. İnsan Hakları Gözlemcisine göre, “Çatışmanın başlangıcından beri durumu kritik olan sadece dört yaralı İsrail'e transfer edildi”, bunu da İsrail'in sağlık masraflarına karşı finansal bir garanti istiyor olmasına bağlıyorlar. Kara harekatının başladığı 3 Ocak'tan beri, İsrail'e yapılan transferler durduruldu.
32. Bilmediğimiz bir şeyler yok mudur? İlgili her bilgiyi edindikten sonra yargılamamalı mıyız? Bilmediğimiz birçok şey var fakat bunlar İsrail'in savaş çabalarını haklı çıkaracak gibi görünmüyor. Gazze'de sivil ölümü sayısı cesetler ortaya çıkmaya devam ettikçe artacaktır. İsrail propagandasına yararı olacak her şeyi İsrail'in ortaya çıkardığını düşünmek çok da yanlış olmayacaktır, İsrail'in politikalarına zarar verecek gerçekler ise İsrail'in gazetecileri ve insan hakları savunucularını kısıtlamasından dolayı ortaya çıkamıyor. Yabancı Basın Derneği Gazze'ye girebilmek için dava açtı ve İsrail Yüksek Mahkemesi İsrail Savunma Kuvvetleri'nin kısıtlı erişime izin vermek zorunda olduğuna karar verdi. Fakat İsrail Savunma Kuvvetlerinin bu konuda herhangi bir hareketi olmadı. İsrail Devlet Basın Ofisi yöneticisi Danny Seaman, New York Times'a yaptığı açıklamada “Gazze'ye giren her basın üyesi Hamas terör örgütünün üzerine bir örtü olacaktır ve buna yardım etmemiz için bir sebep göremiyoruz” dedi. New York Times'da yapılan bir habere göre: “Basın üyelerinin Gazze'de karşılaştığı kısıtlamaların artmasına karşın, devletin oluşturduğu yeni yapılandırma birçok ülkenin basınına günlük haber bülteni veriyor ve bu sayede her basın aynı bilgiye sahip oluyor. Dışişleri Bakanlığı'nın medya kolu yardımcı yöneticisi Aviv Shir-On, 'Yaptığımız işlerin imajını ve içeriğini ilgilendiren her haberi, neyin haberlerde yayınlanacağını ve bir bakan, profesör veya emekli elçinin ne söylediğini bilip bilmediğini koordine etmeye çalışıyoruz' açıklamasını şu şekilde sonlandırdı: 'Elimizden geldiğince kendi fikirlerimizi ve mesajımızı yaymaya çalışıyoruz'.” İsrail propaganda makinesi İsrail Projesi gibi ne kadar tuhaf olursa olsun İsrail'i ilgilendiren her olayı dile getiren ABD tabanlı organizasyonları da barındırıyor. İsrail Projesi, 2 Ocak'ta şunları söylemişti: “Uluslararası yardım organizasyonlarına göre Gazze'deki depolar dolu [...] WFP (Dünya Yiyecek Programı) İsrail'e, depoların 2 haftalık yiyeceği karşılayacak kadar dolu olması sebebiyle Gazze'ye yapılan yardımın keseceklerini bildirdi.” (İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamadan) Gerçekler ise şöyle: 18 Aralık: “ UNRWA (Yakın Doğu'daki Filistin Göçmenleri için Birleşmiş Milletler Refah ve Meslek Vakfı) elindeki tüm un stoklarını Gazze'deki düzensiz sınır erişimi ve buğday unu eksikliği sebebiyle bitirdi. 9-10 Aralık'ta Gazze'ye varması beklenen yiyecek yardımı roket ateşi yüzünden yerine varamadı ve UNRWA yiyecek dağıtımını durdurmak zorunda kaldı.” 23 Aralık: “Süren kapanışlar şiddetin yükselmesi durumunda yardım sağlayacak olan Birleşmiş Milletler'in insani yardım derneklerinin kapasitesini bariz bir biçimde düşürdü. Bu derneklerin elindeki kaynakların büyük bir kısmı bitti ve dernekler rutin işlerini gerçekleştirmekte çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. UNRWA'in elinde un veya para olmayışı binlerce insanı kötü etkiliyor. WFP (Dünya Yiyecek Programı) stoklarını yeniden dolduramıyor ve acil bir durumda Gazze Şeridinde yaşayan insanları doyuracak yiyeceğe sahip değil.” 28 Aralık: “Gazze'de buğdayın bitmesi sebebi ile, Gazze'deki tüm büyük değirmenler kapatılmak zorunda kaldı. İnsanlar fırınların önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. UNRWA'in buğday stoğu hala sıfırda.” 3 Ocak: “27 Aralık'tan beri WFP partnerleri aracılığıyla sadece 1350 ton yiyecek dağıttı ve şu anda dağıtılan yiyeceklerin dağıtılması planlanan tarih Kasım-Aralık aralığıydı. 18 Aralık'ta durdurulan yiyecek dağıtımı 1 Ocak'ta birkaç dağıtım merkezinde yeniden dağıtılmaya başlandı; UNRWA'in yiyecek dağıtımı şu an devam ediyor.” 2 Ocak: “Çocukların ve özürlülerin ihtiyaçları bile dahil olmak üzere, birçok temel gıda maddesi artık piyasada mevcut değil.”
33. İsrailliler kendi hükümet politikalarını desteklemek konusunda aynı fikirdeler mi? Amerika’da olduğu gibi, İsraillilerde genellikle kendi hükümetleri ve itaatkâr medya tarafından idare ediliyor. 1 Ocak 2009’da, geniş kapsamlı bir toprak savaşının [125] sürmesini nüfusun 5’te 1’inden daha azı destekliyordu, fakat liderlerin etkisiyle, savaşı onayladılar. 15 Ocakta yayımlanmış anket sonuçlarına göre, İsraillilerin %82’si, İsrail’in “fazla ileri gittiğini” düşünmediğini gösterdi, bunun anlamı neredeyse bütün Yahudi nüfusunun savaşı desteklemeye başlamasıdır [126]. Nitekim, hemen hemen çoğu Arap topraklarında, Yahudi ve Filistin asıllı İsraillileri de içeren birçok savaş karşıtı protesto vardır. 3 Ocakta Tel Aviv’de sayısı binleri bulan bir gösteri gerçekleşti [127]. İsrail Savunma Güçlerinin Gazze’deki operasyonunun sonlandırması ve Hamas’la ateşkesin yenilenmesi için 500 Sderot sakini imza toplayarak, İsrail kasabaları pek çok füzenin en son ulaştığı yer olan Gazze’yi sınırlandırmıştır [128]. Fakat İsrail’de savaş ateşinin sınır tanımayan şekilde devam ettiğine şüphe yok. Merkezi Seçim Komitesi iki Arap partisinin gelecek parlamento seçimlerine katılmasını yasakladı. Yüksek Mahkeme bu kuralı feshetse bile sağ kanat partilere ek olarak, iki ana hükümet partisinin, Kadima ve Labor, yasaklama için oy kullanmış olması korkutucu bir durumdur [129].
34. Amerika Birleşik Devletleri’nin rolü ne? Amerika Birleşik devletleri en az 40 yıldır İsrail’in yardımcısı gibi hizmet etmektedir. Parlamento Araştırma Servisi’ne göre; “ İsrail 2. Dünya Savaşı’ndan beri, Amerika’nın dış politikalarında en büyük birikimli mirasçıdır. … 1985’den beri Amerika Birleşik Devletleri İsrail’e yıllık olarak yaklaşık 3 milyar dolar bağış sağlamıştır.” [130] İsrail, dünyadaki en zengin 50 ülke arasında olduğu için, ekonomik yardım ihtiyacı düşmüştür. Ancak ekonomik yardım düşerken, askeri yardım gittikçe artmaktadır. Ve bu İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri hükümetinden aldığı finansal faydayı tüketmemektedir: “ İsrail Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri yardımını, Amerika’da hem araştırma hem de geliştirme için ve İsrailli üreticilerden askeri alımlar için kullanabilir. Üstelik İsrail için bloke edilmiş tüm ABD dış yardımı, mali yılın ilk 30 gününde teslim edilir. Diğer çoğu ülke genellikle yardımlarını taksitle alır. Kongre aynı zamanda ABD-İsrail’in füze savunma programları için fon ayırmaktadır.” [131] Ayrıca, “ ABD askeri yardımı, İsrail’in silahlı güçlerinin dünyadaki teknolojik olarak en donanımlı askeriyelerinden birine dönüşmesine yardımcı olmuştur. ABD’nin İsrail’e askeri yardımı, İsrail’in komşu askeriyelerden nitelik olarak üstün oluşunu sürdürmek üzere tasarlanmıştır…, bir kısmı İsrail savunma şirketlerince kullanılabilir olan ABD’nin askeri yardımı, dünya çapında silah tedarikçisi olan on ülkeden biri olarak sayılan İsrail’e yerel savunma endüstrisini oluşturması için de yardım etmiştir.” [132] ABD’nin İsrail’ e sağladığı silahlar arasında F-16lar ve Gazze’ye karşı kullanılan Apache helikopterler vardır. Analizci Phyllis Bennis’e göre, 2001–2006 yılları arasında Washington İsrail’e F-16 takımları için 200 milyon dolardan daha fazla değerde yedek parça aktarmıştır. Son bir yılda, ABD İsrail’e binlerce TOW, tanksavar füzeleri (hellfire) ve Bunker Buster füzeleri sağlamak için Raytheon şirketi ile 1,3 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştır. Bennis şu sonucu çıkartır: Kısacası günümüzde İsrail’in Gazze Şeridine ölümcül saldırısı ABD’nin aktif askeri desteği olmadan gerçekleşemezdi.” [133] Ayrıca ABD, İsrail’e önemli diplomatik destek de sağlamaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki veto yetkisinin aracılığı ile Washington, İsrail için çok önemli olduğu düşünülen herhangi bir çözümün kabulünü engelleyebilmektedir. 1967’den 2008’e kadar ABD, İsrail’i korumak için veto hakkını 42 kere kullanmıştır ( bu ABD’nin herhangi bir konuda kullandığı tüm vetoların yarısından daha fazladır ve bu yıllarda herhangi bir ülkenin herhangi bir konuda kullandığı tüm vetoların sekizde üçüdür.) [134] Ancak bu kayıtlar İsrail’in ABD vetosundan elde ettiği faydayı olduğundan daha az gösterir: İsrail’e yapılan sayısız eleştiriler, Washington’un bunları kabul etmeyeceği beklentisi üzerine, onu hiçbir çözüm bulma aşamasına itmez. İsrail, Dökme Kurşun Operasyonu’nu ( Cast Lead Operation) başlattığında bir ateşkes için uluslararası fikirler vardı. Ancak ABD bu doğrultudaki her türlü Güvenlik Konseyi [135] kararının önüne geçmiştir. Sonuç olarak, 8 Ocakta, İsrail saldırılarının 12. gününden daha fazla bir zamanda, saldırıla açık bir şekilde katliama döndüğü için ABD bir ateşkes kararına çekimser oy kullanmıştır.( 14-0, bir çekimser oyla geçen karar). Ancak İsrail çabuk bir şekilde bu güvenlik konseyi kararını yok sayacaklarını ilan etti. [136] Ve her ne kadar Güvenlik Konseyi’nin emirlerine uymayan uluslara karşı – ekonomik ya da askeri- yaptırım uygulama gücü varsa da, çekimser oyunun da işaret ettiği üzere Washington İsrail’e karşı böyle bir yaptırımın uygulanmasını engelleyebilecektir. Bu tabiî ki Amerikalıların ne yapacağına bağlıdır. Kamuoyu araştırmaları İsrail için medya tarafından verilen dikkate değer alçakgönüllü bir desteğin [137] olduğunu gösterir. İsrail lobisinin büyük bir siyasal gücü vardır, ancak bu tüm Amerika Yahudileri için söylenemez. Kendisini “İsrail öncüsü ve barış öncüsü hareketin siyasi kolu” olarak nitelendiren J. Street, Capiton Hill’de[138] çekim gücüne sahiptir. Fakat barış ve adaletle ilgilenenler hem Washington’ın İsrail’e açık çekini sonlandırmak hem de İsrail’in hücumunu kontrol etmek için daha iyi bir hareket inşa etmeliler. İsrail Amerika’nın desteğine sahip olduğu sürece Filistinlilere yaptığı uzun süreli baskısı devam edecektir. Ancak biz yeterli baskıyı kurabilirsek belki Amerika’nın politikalarını değiştirebiliriz. Sadece bunu yaparak İsrail’in bu son gaddarca genişlemesini ve bundan daha önemlisi Filistinlilerin temel haklarını reddeden işgali sonlandırabiliriz. [71] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, "Humanitarian Monitor," sayı: 27, Haziran 2008, sf. 4. [72] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, "Humanitarian Monitor," sayı: 31, Kasım 2008, sf 4. [73] Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü), "Deprived and Endangered: Humanitarian Crisis in the Gaza Strip," Haziran 13, 2009. [74] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, "Humanitarian Monitor," sayı: 24, Nisan 2008 (mart ve nisan için); sayı: 26, Haziran 2008 (Mayıs ve Haziran 2008 için); sayı. 28, Ağustos 2008 (Temmuz ve Ağustos için); sayı: 30, Ekim 2008 (Eylül ve Ekim için); ve sayı: 31, Kasım 2008 (Aralık 2005, Mayıs 2007 ve Kasım 2008 için). [75] Rory McCarthy, "Gaza truce broken as Israeli raid kills six Hamas gunmen," Guardian, Kasım 5, 2008. [76] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, "Humanitarian Monitor," sayı: 31, Kasım. 2008, sf. 4. [77] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, "Humanitarian Monitor," sayı. 31, Kasım. 2008, sf. 8. [78] Israil Dış İşleri Bakanlığı, "Victims of Palestinian Violence and Terrorism since September 2000," 1/11/09. Aslında, Gazze’deki son İsrail ölümleri Aralık 27 2008’den önce, 5 Haziran 2008’de ateşkes başlamadan önce gerçekleşti. [79] İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi, Protection of Civilian Weekly Report, sayı: 285, Kasım 5 -Kasım 11; sayı. 286, Kasım 12-18; sayı. 287, Kasım 19-25; sayı: 288, Kasım. 26-Aralık 2; sayı 289, Aralık. 3-16; sayı. 290, Aralık. 17-23. Belirsizlikler, kaynakların her zaman yaralıların sivil mi yoksa savaşçı mı olduğunu ayıramamalarından ve son maddenin ölüm ve yaralanmaların ateşkesten önce mi sonra mı olduğunu açıkça belirtmemesinden kaynaklanıyor. Bu sayım, 4 Kasım Operasyonu’ndan ve onun sonrasına dair (5 Kasım’a kadar sürdü.) kayıpları içermemektedir: 6 Filistin militanı öldürüldü, 5’i yaralandı, 2 Filistinli sivil yaralandı, ve 4 İsrailli asker yaralandı (Gazze’de). Filistin ateşi ile yaralanan ve tünel çökmesi yüzünden hayatını kaybeden Filistinlileri (kaçakçılığı yapılan şeylerin çoğu yiyecek ve diğer ihtiyaçlardı; bu tüneller son derece güvenilmez ve sürekli çöken ve ölümlere sebep olan tünellerdi), medikal destek retlerini ve abluka sonucu sağlık koşullarını sayımıma katmadım. (BM’ye göre, %30’dan fazla Gazeli, yeterli beslenme eksiklerinden muzdaripti ve Filistinli çocukların %30’u ve Filistinli hamile kadınların %26’sı anemiydi. Human Rights Watch’a bakınız. "Deprived and Endangered: Humanitarian Crisis in the Gaza Strip," Temmuz 13, 2009, dipnot 2.) [80] Jimmy Carter , "The Unnecessary War," Washington Post, 8 Ocak 2009, sf. A15. [81] İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi, "Escalation in the Gaza Strip," 5 Kasım 2008, sf. 2n1. [82] İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi’nin derlediği alıntılara bakınız: “17 Aralık sabahının erken saatlerinde, Izz al-Din al-Qassam Tugayı’nın sözcüsü Abu Ubeida, ‘Filistinliler kuşatma altındayken Ara’yı uzatamayız.’ şeklinde konuştu.” “Filistin İslami Cihat Örgütü’nün Şam’daki vekil sekreteri Ziyad al-Nahleh, Ara sözleşmelerine devam etmek için etkin bir gerekçe olmadığını ve Gazze Şeridi üzerindeki geçişler kapalı olduğu ve İsrail sorumluluklarını yerine getirmediği sürece, Filistinli örgütler direnişin bir parçası olarak kuşatmayı sona erdirmenin başka yollarını bulma hakkını kendilerinde görüyorlar.” “Gazze’deki Filistinli örgütler, ‘Şartlar iyileştirilmezse Ara yenilenmeyecek. Bu koşullarda yenilenmesi kabul edilemez.’ görüşleriyle hemfikirler. Bir kaynak, en önemli koşulun, Rafah geçişinin açılması ve Gazze Şeridi’ndeki geçişlerin de İsrail yönüne açılması ile mevcut Ara süresince İsrail’in geçişleri kapatmayacağında dair güvencelerin alınması olduğunu ekledi.” İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi, Hamas Ara sözleşmelerinin sonlandığını duyururken Gazze Şeridi’ndeki saldırılarda tırmanış, 18 Aralık 2008, sf. 4-5. [83] Jimmy Carter, “The Unnecessary War”, Washington Post, 8 Ocak 2009, sf. A15. [84] Aylık rakamları günlük rakamlara dönüştürmek çok kolay değil, zira bazen günlük rakamlar geçişlerin, Musevi cumartesileri ve tatiller haricinde potansiyel olarak açık olduğu günlerin sayısına bölünmüş aylık rakamlardır. Ama her etkinlikte, Carter, normal seviyenin sadece %20’si olan ilk Ara periyoduna ithafta bulunuyor, bu nedenle %15 Ara’nın en yüksek seviyedeki ayından bile düşük oluyor. [85] Zuhur, Hamas and Israel: Conflicting Strategies of Group-Based Politics, sf. 56. [86] Uluslararası Kriz Grubu. Dealing with Hamas, sf. 56. [87] Bakınız "text of the Arab peace initiative adopted at the Beirut Summit," 28 Mart 2002 [88] Bakınız 23 . nottaki kaynaklara ek olarak, Robert Plotkin, "Hamas would accept Saudi peace plan, spokesman says," San Francisco Chronicle, 28 Nisan 2002. [90] Hamas’ın silah gücünün giderek arttığı doğru, ama cephanelerinde daha uzun menzil roketleri bulunmasına rağmen İsrail, Kurşun Dökme Operasyonunu başlatmadan önce Hamas onları kullanmadı. [91] Reuters, “ İsrail Hizbullah’ı savaşın yıkıma davetiye çıkardığı yönünde uyarıyor.” 3 Ocak, 2008; Gabriel Siboni, “ Orantısız Güç: İsrail’in İkinci Lübnan Savaşı’ndaki Cevap Anlayışı” INSS Insight No. 74, 2 Ocak, 2008 ( Düşmanlığın patlak vermesiyle, IDF derhal ve kararlı bir şekilde düşmanının eylemlerine karşı kullandığı orantısız gücüne ve bu gücün ortaya çıkardığı tehditlere karşı harekete geçmelidir. Böyle bir cevap uzun ve pahalı bir yeniden yapılanma sürecini gerektirecek derecede zararın azaltılmasını ve cezanın paylaştırılmasını amaçlamaktadır. Direniş, mümkün olduğunca çabuk uygulanmalı ve her roketi arayıp bulmaya değil askeri araçlara zarar vermeye öncelik verilmelidir.”) 2006 Lübnan Savaşı sırasında, İsrail Birleşmiş Milletler büyük elçisi: “Hepinizin canı cehenneme, biz haklıyız!”, diyerek İsral’in orantısız güç kullandığını belirtti. (Steven Erlanger, “İsrail’in Güç Kullanımıyla Orantılılık Hakkında Bir Tartışma,” New York Times, 19 Temmuz, 2006) Bak. Ben White, “İsrail: Savaşa Bağlı Mı?” Guardian, 7 Ekim, 2008. [92] İnsan Hakları Bildirgesi, “İsrail ve Hamas Arasındaki Düşmanlık Üzerine Soru ve Cevaplar”, 31 Aralık, 2008 [93] Kuzey Karolina’dan JDS, New York Tİmes websitesindeki blog girişi, 8 Ocak, 2009. Bu kaynağa Juan Cole’un değersiz Information Comment adlı blogundan ulaştım. [94] Af Örgütü, “Gazeli Siviller Her İki Tarafın Askeri Taktikleri Yüzünden Tehlikede,” 8 Ocak, 2009., [95] ITIC, “Kurşun Dökme Opğerasyonu, Güncelleme No.10,” 8 Ocak,2009. [97] Af Örgütü, “ Yasadışı Saldırıları Durdurun Ve Gazze’ninAcil İhtiyaçlarını Karşılayın” 29 Aralık, 2008. Bak. OCHA, “Gazze Hümanist Durum Raporu”, 2 Ocak, 2009, ( Ek kişiler de benzer uyarılar aldılar fakat bunu fark etmediler, böylece ailelerin belirsizlik ve panik içinde olamalarına neden oldular.”); ve OCHA, “ Haftalık Sivil Koruma Raporu”, no. 291, 25 -31 Aralık, 2008, p.1 (“Halkın bombalama yapılan yerlerin önündeki evlerini boşaltmalarını emreden IDF personellerini yaptığı telefon aramaları ve uçaklardan atılan el ilanları Gazze’de çokça duyuruldu. Bazı evler arama yapıldıktan hemen sonra bombalandı, bazılarıysa bombalanmadı. Yine de Gazze’deki yoğun nüfusu ve evlerin birbirine olan yakınlığını göz önünde bulundurursak bu, telefonla aranan insanlar ve onların komşuları arasında oldukça büyük bir paniğe ve belirsizliğe neden oldu. İnsanlar evlerini boşaltıp sokakta daha fazla tehlikeye maruz kalarak kaldlar ya da akrabalarında kaldılar.”) [96] Al Haq, “İsrail’in Kurşun Dökme Operasyonu Sırasındaki Saldırılarının Yasal Yönleri “, Ramallah, 7 Ocak, 2009. [98] Taghreed El-Khordary ve Isabel Kerher, “Gazeli Aileler İçin Uyarılar Yeterli Değil”, New York Times, 6 Ocak, 2009 [99] Bu konu Adi Ophir tarafından ele alınmıştır,” Tel Aviv’den GAzze Üzerine Yansımalar,” ZNet, 12 Ocak, 2009. [125]Yossi Verter, "Poll: Most Israelis support continuing Gaza military op," Haaretz, Jan. 1, 2009. [126] Yossi Verter, "Poll shows most Israelis back IDF action in Gaza," Haaretz, Jan. 15, 2009. [127] Bkz, Gush Shalom, "Mass Demonstration Against the War and Continuing Protest", Jan. 14, 2009, ve video. [128] Daniel Edelson, "Sderot, Gaza residents call for renewal of truce," Ynet, Dec. 29, 2008. [129] Shahar Ilan and Roni Singer-Heruti, "Israel bans Arab parties from running in upcoming elections," Haaretz, Jan. 13, 2009. [130] Congressional Research Service, Foreign Affairs, Defense, and Trade Division, U.S. Foreign Aid to Israel, Updated January 2, 2008, özet. [131] Congressional Research Service, Foreign Affairs, Defense, and Trade Division, U.S. Foreign Aid to Israel, Updated January 2, 2008, özet. [132] Congressional Research Service, Foreign Affairs, Defense, and Trade Division, U.S. Foreign Aid to Israel, Updated January 2, 2008, p. 1. [133] Phyllis Bennis, "Gaza Crisis: Israeli Violations & U.S. Complicity," Dec. 28, 2008. [134] See Global Policy Forum, "Subjects of UN Security Council Vetoes", 1/14/09. [135] Shlomo Shamir, "U.S. to foil any Arab bid to push Security Council resolution for Gaza cease-fire," Haaretz, Jan. 5, 2009. [136] Barak Ravid and Shlomo Shamir, "Israel rejects UN truce resolution, says Gaza operation to continue," Haaretz, Jan. 10, 2009. Hamas da daha sonra bu ateşkesi reddetmiştir. [137] Rasmussen Reports, "Americans Closely Divided Over Israel's Gaza Attacks," Dec. 31, 2008; Rasmussen Reports, "Voters Still Say Palestinians to Blame, But 50% Say Israel Should Accept Truce," Jan. 12, 2009; Pew Research Center for the People and the Press, "No Desire for Greater U.S. Role in Resolving Conflict; Modest Backing For Israel In Gaza Crisis," Jan. 13, 2009. [138] Buraya Bakınız. |