Sanal'da Ara

Ontolojik Anarşi - Hakim Bey PDF   E-mail

Ontolojik Anarşizm
Hakim Bey'in katkılarıyla
27 Ekim 2008, Pazartesi
Son güncelleme, 29 Kasım 2008 Cumartesi
Hakim Bey: Özetle ontolojik anarşi.

Kesinlikle hiç bir şeyin "şeylerin gerçek doğası" olduğu kesin olarak öngörülemeyeceği için, bütün projeler (Nietzsche'nin dediği gibi) sadece "hiçlik üzerine kurulabilir." Ve yine de biz "hiç" olarak sınıflandırılmaya direndiğimiz için, bir proje olmalı. Hiçlik dışında birşey yapacağız:  Başkaldırı, "şeylerin doğası şöyle şöyledir" iddiasında bulunan her şeye isyan. Uyumsuzuz, doğal değiliz, Kanun'un -- Kutsal Kanun'un, Doğal Kanun'un, ya da Sosyal Kanun'un-- gözünde hiçten daha değersiziz, seçimini yap. Hiçliğin dışında kendi değerlerimizi tasarlayacağız, ve bu keşfetme eylemiyle yaşayabileceğiz.
 
Hiçliği düşünmeye daldığımız için, şunun farkındayız ki tanımlanamaz olmasına rağmen, yine de mantığa aykırı olarak onun hakkında birşeyler söyleyebiliriz (mecazi olarak da olsa) -- hiçlik "kaos" gibi görünüyor. Hem antik bir mit olarak hem de "yeni bir bilim" olarak, kaos, projemizin kalbine oturmuş durumda.  Büyük yılan (Tiamat, Python, Leviathan), Hesiod'un ilkel Chaos'u, Paleolitik dönemin muazzam uzun rüyasına -bütün krallar, papazlar, Düzenin ajanları, Tarih, Hiyerarşi, Kanun'dan önce- hükmeder.
Hiçlik pürüzsüz, ifadesiz bir yumurta ya da Hun-Tun'un sukabağı görüntüsünü bir yüz olarak üstlenirken, kaos çekici, kaos aşırı, hiçlikten bir şeylere cömert bir akış. 

Fiili olaraki kaos yaşamdır. Tüm karışıklık, ayaklanmanın renkliliği, protoplazmik aciliyet, tüm hareket--kaostur. Bu bakış açısıyla Düzen ölüm, kesinti, kristalleşme ve yabancı sessizlik olarak görünüyor. 

Anarşistler yıllardır "anarşinin kaos olmadığını iddia edegeldiler. Hatta anarşizm özde doğal bir kanun, içsel ve tabii bir ahlak, içten gelen itici bir kuvvet ya da varoluş amacı ister gibi görünüyor. (bu anlamda hristiyanlıktan daha iyi değil, ya da Nietzsche'nin inandığı gibi -- sadece derinliğindeki hınç açısından ondan radikal.) Anarşizm sadece onun yerine daha yeni bir radikal düzen şekli kurmak için "devlet feshedilmelidir" der. Yine de ontolojik anarşizm bu önermeyi kaosta hiç bir "devlet"in varolamayacağı, kaos  iddiası (yine de belirsiz) dışındaki bütün varlıkbilimsel iddiaların yapay olduğu ve bu yüzden her tür yönetimin imkansız olduğu şeklinde cevaplar. "Kaos ölmedi." Kendi ayinsel amaçlarımız için direk olarak ve doğrudan kendiliğinden düşlenmeyen ve üretilmeyen "varoluşsal özgürlük" her "düzen" formu aldatıcıdır. 

Tabii ki, yanılsamalar öldürebilir. Cezanın görüntüsü Düzenin uykusunu taciz ediyor. Ontolojik anarşi uyanmamızı ve kendi günümüzü yaratmamızı amaçlıyor-- Düzen hayalleri, gösterişli şiddet nöbetleri gibi yayılan, uyuyan sivilceli dev Devlet'in gölgesinde bile.

Yaratıcı dürtülerimizi harekete geçirmeye yetecek tek önemli kuvvet tutku gibi görünüyor, ya da Charles Fourier'in dediği gibi "ihtiras". Tıpkı Kaos ve Eros'un (Yerküre ve Yaşlı Gece ile birlikte) Hesiod'un ilk ilahi varlıkları olmaları gibi, insanın hiç bir çabası onun kozmolojik çekim çemberinin dışında vuku bulmaz.

İhtirasın mantığı, tutkununkiler dışında, bütün devletlerin imkansız, bütün düzenlerin yanılsama olduğu sonucuna varır. Olmak değil sadece uymak -- yani yegane uygulanabilir yönetim aşkınkidir, ya da cazibenin. Uygarlık sadece tutkuların değer yarattığı gerçeğini yalnızca kendisinden saklıyor -- akılcılığın ince sabit perdesinin arkasında --  

Tutkunun yeniden üretilmesi yoluyla Düzen inşa ettiğini iddia eden kapitalizm, aslında kıtlığın üretiminden meydana geliyor, ve kendini yeniden yalnızca memnuniyetsizliğin zıddında ve yabancılaşmada üretebilir. Gösteri dağılırken (hatalı işleyen VR programı gibi), Meta'nın etsiz kemiklerini ortaya serer. Aynı Diğertarafı ziyaret etmiş ve doğaüstü leziz yiyeceklerle akşam yemeğini yer gibi görünen İrlanda peri masallarındaki kendinden geçmiş gezginler gibi, ağzımızda küllerle kızarmış şafakta uyanırız.

Bireye karşı grup -- biriciğe karşı öteki-- Medya Kontrolü, hepsinin üstünde dil yoluyla yayılan yanlış bir ikilik. Hermes --Melek-- Habercidir. Bütün iletişim şekilleri meleklerle ilgili olmalı -- dilin kendisi melekle ilgili olmalı-- bir çeşit kutsal kaos. Nobodaddy'i bir kereliğine ve hepimiz için öldürmekten alıkoyan, kendi kendini çoğaltan, ayrılığın sonsuz kristali bir virüsün sirayet etmesine rağmen. 

Biricik ve öteki birbirini bütünler ve tamamlar. Kâti Kategori yoktur, Ego yoktur, Toplum yoktur -- fakat sadece kaotikçe karmaşık ilişki ağı-- ve titreşimi ve uyumun akışındaki örüntüleri çağrıştıran "Tuhaf Çekici", çekimin kendisi. 

Değerler bu türbülanstan ortaya çıkar, kıtlık yerine bolluk , meta yerine hediye, sinerjik ve bireyin ve grubun karşılıklı gelişmesi üzerinden temellenen değerler; --ahlakın ve Uygarlığın etik değerlerinden her şekilde zıt değerler, çünkü onların işi ölümden çok yaşamla. 

"Özgürlük psikokinetik bir beceridir" -- soyut bir isim değil. Bir süreçtir, durum değil -- bir harekettir, yönetim şekli değil. Ölülerin Ülkesi, Düşüş Uygarlığı'nın yarısından çoğunun neden huzurlu bir ölümle aşk içinde olduğunu açıklayan korku içinde büzüşmüş organik ve hareketli kusursuz Düzen'i biliyor. Babil ve Mısır'dan yirminci yüzyıla, Gücün mimarisi mezarlığın tümülüsünden kolay kolay ayırt edilemez. 

Göçebelik ve ayaklanma bize Ontolojik Anarşi'nin günlük yaşamı hakkında olası modelleri sağlıyor. Uygarlık ve Devrimin kristalimsi kusursuzluğu her ikisini de Savaş'ın şekilleri olarak deneyimlediğimizde bizim için ilginçliğini yitiriyor, yorgun ve yaşlı Babil Sahtekarlığı, Kıtlık miti, üzerine çeşitlemeler. Bedevi gibi bir kabuk mimarisi seçeriz -- ve bir dünya dolusu kayboluş mekanı. Komün gibi, Çalışmanın prizmasının (hapishanesinin) donmuş çöplüğü, Kaybedilen Zamanın ekonomisi, sentetik bir geleceğin ağzı açık nostaljisi yerine riski ve ayinin akışkan boşluğunu seçeriz . 

Ütopik bir şiir tutkularımızı anlamamızda bize yardımcı olur.  Ütopya'nın aynası bize hiç bir sığ pratik politikanın ya da sistematik felsefenin evrilmeyi umut edemeyeceği bir çeşit eleştiri teorisi sağlıyor. Ama "tutkunun imkansızlığı" için hayıflanırken kendisini yalnızca "olmayan yerin" ütopyası olarak tasarlayan bir teori için zamanımız yok. Günlük yaşamın olağanüstü --"durum"ların eseri-- tarafından idrakı "maddi bedensel ilke"ye, hayalgücüne ve şimdinin yaşayan düzenine aittir.
 
Bu aciliyetin farkına varan birey, Stirner'in soyutlama dediği, "Hayaletler"'in hipnozundan uyanarak haz çemberini bir ölçüye kadar genişletebilir; ve hatta "suç" sayesinde daha da fazlası; ve hala cinsellikle "Kendi"ni katlayarak çok daha fazlası hayata geçirilebilir.  Stirner'in "Kendine Sahip Bireyler Birliği"'nden Nietzsche'nin "Özgür Ruhlar" çemberine  ve dolayısıyla Fourier'in "Tutku Dizileri"ne,  grubun eros'uyla kendisini çoğaltan Öteki gibi kendimizi katlayarak ve yeniden katlayarak, ilerleriz.

Böyle bir grubun etkinliği biz zavallı PoMo piçlerinin anladığı Sanat'ı yerinden edecektir. Gereksiz yaratıcılık, ya da "oyun", ve becerilerin değiş tokuşu Metaların kopyalanmasından ibaret olan Sanat'ı yıkılmasına sebep olacak. "Dada epistemolojisi" bütün ayrımları silecek ve hayatın ve güzelliğin birbirinden ayırt edilemediği bir ruhani paleolitizmi yeniden doğurur. Bu bağlamda sanat tüm Yüce Tarih boyunca gizlendi ve bastırıldı, fakat hiç bir zaman yaşamımızdan tamamiyle çıkmadı. Gözde bir örnek:   -the quilting bee- eşsiz, yararlı ve güzel bir nesne, sıklıkla grupla bağlantılı birisi için hediye, üretmek için hiyerarşik olmayan yaratıcı bir kollektif tarafından yürütülen kendiliğinden örüntü. 

Immediatist örgütlenmenin görevi çemberi genişletmek olarak özetlenebilir. Hayatımın ne kadar büyük bir kısmı İş/Tüketim/Ölüm döngüsünden koparılır ve arı ekonomisine (yeniden) dönerse, memnuniyet şansım o kadar büyük olur. Birisi belli bir risk alıyor, böylece kurumların vampir enerjisini engelliyor. Fakat riskin kendisi zevkin doğrudan deneyiminin bir kısmını meydana getiriyor, aşırı cesaret isteyen bütün başkaldırı anlarında --tüm uyanış anlarında--kaydedilmiş bir gerçek: --İsyanın eğlenceli yönleri, eğlencenin isyancı doğası. 

Lakin bireyin yapayalnız uyanışı ve ayaklanan topluluğun sinerjik hafızası arasında "proje"miz için potansiyel toplumsal modellerin tüm bir dizisi uzanıyor. Bazıları kısa ve gizemli rastlantı tarafından birbirlerini büyüten iki akraba ruhun şans eseri buluşması kadar kısa sonlanır; diğerleri tatil gibidir, hala diğeri gibi korsan ütopya. Hiç biri o kadar da uzun sürecek gibi durmuyor -- ama ne olmuş? Dinler ve Devletler gevezelikten ibaret olduklarını bildiğimiz süreklilikleriyle övünürler...; fakat ölümü ifade ederler.    

"Devrimci" kurumlara gerek duymayız. " Devrim Sonrası", intikamın sert entrikalarından kurtulmak için hala sürüklenmeye devam edebiliriz, ve onun yerine bizim için yegane olası kural haline gelen aşırı ve garip olanı arayıp bulabiliriz. Eğer şimdi belli "devrimci hareketlere katılır ve desteklersek, olur da iktidara gelirlerse kesinlikle onlara ilk ihanet edecek olanlar bizleriz. İktidar, bizim için alt tarafı bir öncü kuvvet partisi değildir. 

Geçici Otonom Bölge'de (Automedia, NY, 1991) özgürlük anının kaygan doğası ve belirsizliğini vurgulayan "bir yokoluş olarak güç istenci" üzerine bir tartışma vardı. Metinlerin şimdi varolan dizisinde (ilk olarak New York'taki bir radyo istasyonunda radyo konuşması olarak sunuldu ve bu başlık altında anarşist Libertarian Book Club tarafından yayınlandı) odak yeniden ortaya çıkış uygulamaları fikrine ve böylece örgütlenme problemine  kayıyor.   Grubun estetiği üzerine bir teori girişimi burada bir kurum için detaylı proje olarak değil de özgür ruhlar için bir oyun olarak ifade edildi. Yabancılaşma mekanizması ya da medyum olan grup burada, ayrımın üstesinden gelmeye adanmış, Immediatist grupla yer değiştirdi. Bu kitap eğlenceli birlik üzerine bir fikir denemesi olarak anlaşilabilir, daha yüksek bir emeli yoktur. Her şeyin ötesinde, "ne yapılması gerektiğini" bilme iddiasında değildir -arzunun yanılgısı- komiser ya da bilge olun. Havari istemiyor --yakılmış olmayı tercih eder-- kurban etmek, benzemek değil! Aslında diyalogla hiç bir işi olmaz, okuyucudan çok eşlik edecek suikastçileri cezbetmeyi tercih eder. Konuşmayı sever, ama sadece konuşmak bir çeşit işten ziyade ayin olduğu için. 

Ve yegane sarhoşluk bu kitap ile sessizlik arasında durmaktadır. Bu metni yorumlayınız!


http://www.freeebay.net/site/index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=14