|
Askerlik Kalkabilir; Peki Ya Ordu? - Batur Özdinç |
PDF |
E-mail |
Bugünlerde yirmili yaşlardaki pek çok gencin kafasındaki soru bu; olur a AB'ye girersek askerlik kalkacak mı? Türkiye'de böyle bir söylenti başladı mı durdurabilene aşk (ve devrim!) olsun. Askerliğin kısalacağı, af çıkacağı, bir yere eleman alınacağı gibisinden söylentiler içerdeki-dışarıdaki her nevi tutsağı tozpembe hayallere sürükler. Sonradan bir de bakarsınız söylentiyi ortaya atan kişi bile inanır dönüp dolaşıp tekrardan kendisine ulaşan bu düşe. Oysa askerlik kalkabilir, bu bir düş değil. Yürürlükteki 1982 Anayasası'nın 72. maddesine göre, TC vatandaşı olarak size zorunlu tutulan "vatan hizmeti"ni ne şekilde yerine getireceğiniz kanunla belirlenir. Anlayacağınız zorunlu askerliğin kaldırılmasının önünde anayasal engel bulunmuyor. Zaten geçtiğimiz yıllarda bir askeri savcı, vicdani retçi Mehmet Bal'ın askerliği ret açıklamasının "halkı askerlikten soğutma" bağlamında suç teşkil etmediğini belirtiyor ancak öte yandan askerliğin (1111 sayılı) ilgili yasaya göre bir yükümlülük olduğuna değiniyordu. Kuşkusuz Mehmet Bal askeri cezaevinde aylar boyunca tutulduktan, pek çok işkence ve baskıyla yüzleştikten sonra bu hukuki tespitin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktu. Yine de derin devletin sığ yönelimini yansıtması bakımından önemli bir ipucu veriyordu bizlere. 
Vicdani retçi de nedir, UFO gibi bir şey mi? Bazıları böyle insanların gerçekten var olduğuna inanmıyor. Askere gitmeyi reddediyorlarmış, emir almayı/vermeyi, silah kullanmayı. Aslına bakarsanız bu insanlar adına konuşmam pek de "ahlaklı" değil, çünkü iki dönem bakaya kaçağı kaldıktan sonra, işyerinde beni sobeleyen polisler sağ olsun, askerlik yapmak zorunda kaldım. Sayıları otuzu aşan retçi dostların büyük bir inatla yapabildiği şekilde fiilen aranan birisi olarak sistemin ağır baskısı altında yaşamaya katlanamayacağıma karar verdim, TC vatandaşı pek çok erkek gibi. Avrupa Konseyi'nin Türkiye'nin askerlik "hizmeti" yapmayı reddedenlere öğretmenlik, memurluk gibi alternatif hizmet yapma hakkı tanıması yönündeki tavsiyesiyle çalkalanıyor ortalık. Vicdani reddin ne menem bir şey olduğunu öğrenmeye çalışıyor yurdum insanı. Oysa AB süreciyle birlikte ite kaka bu hak tanınsa bile, ordu var olmaya devam edecek. Bankacılıktan domates salçasına her alanda faaliyet gösteren OYAK Holding faaliyetlerini sürdürecek. Şimdi olduğu gibi gelecekte de, satın aldığımız her ürün ve hizmet için ister istemez ödediğimiz haraçlar, fon adı altında ordu(muz)un silahlanmasına aktarılacak. Bütün bunlardan öte memleketin bir kısım topraklarında ayrı bir hukuk düzeni var olmaya devam edecek. Hukuk hiç de masum değil diyebilirsiniz ama kimse bu askeri yargı ne yapar ne eder merak bile etmiyor, edemiyor. İlkokulda bize anlatılan şeriat hukuku karabasanlarındaki kadıların kafasına göre karar verme sürecinin benzeri, her "Atatürk'ün günü" kışlalarda gerçekleşiyor. Devlet zoruyla askere alınan gençler uyumsuzluklarının bedelini "komutan"ın iki dudağının arasından çıkan "adalet"le ödüyor ve üstelik bu karara itiraz şansı bile bulunmuyor. Disko! Askerde hapishaneye böyle derler. İçeri atılanlara bolca "dans ettirdiklerinden" bu isim yakıştırılmış olmalı. Öte yandan günün birinde zorunlu askerlik alternatif hizmetle "bedeli ödenir" hale dönüştürülürse, Tayyip'in mevlit kandili ağzıyla söylediği "fakir fukara garip gureba" Türkiyeli gençler muhtemeldir ki devletin lütfedeceği üç kuruş maaş için askerlik yapmaya devam edecekler. Aynen ABD namına Irak'ta ölen 3. Dünyalılar gibi. Bütün o şaşalı çehresinin ardındaki sömürü, o özgürlük yanılsamasının ardındaki katliamlarla küresel kapitalizm ve o devasa gri hiyerarşisiyle, ordusuyla, terörü ve utanmazlığıyla devletler var olduğu sürece askerlik kalksa kaç yazar? Görünen o ki, en azından şimdilik otoriteye karşı 30 (1) yazıyor skorbordda! Batur Özdinç Not: [11.06.2004 tarihli Birgün gazetesinin Forum sayfasında yayınlanan bu makale, güncel bir tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Aynı zamanda, gazetenin ricası doğrultusunda yazarın kendisi tarafından -değiştirildiği- şekilde değil ilk kez orijinal haliyle yayımlanıyor. Kuşkusuz, aradan geçen dört buçuk yıl içerisinde ufak tefek değişiklikler de oldu. OYAK bankasını sattı, AKP yurtdışındaki TC vatandaşlarına bedelli askerliğe alternatif olarak sivil hizmeti gündemine aldı ve son olarak asker kaçakları için sivil mahkemeler yetkili kılınmaya başlandı... Öte yandan vicdani retçilerin sayısı azar azar artmaya devam ediyor. Ancak Avrupa Konseyi’nin tüm zorlamalarına karşın, Türkiye Cumhuriyeti zorunlu askerliğe alternatif hizmet getirme konusunda uluslararası alanda “oyalama taktiği”ni sürdürüyor.] (1) Yazının kaleme alındığı tarihten bugüne dek Türkiye’deki asker kaçaklarının yanı sıra orduya hizmet etmeyi reddeden vicdani retçilerin sayısı da artmıştır. 1990-2008 yılları arasında Türkiye’de 73 kişi vicdani ret açıklaması yaptı (bkz. http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=2).
|