| Kitap: 21.yy Anarşizmi: Yeni Yüzyıl için Ortodoks Olmayan Fikirler - Thomas Martin |
|
![]()
Bu on bir makalelik İngiliz antolojisinde, yazarlar anarşizmin çocuklarımıza ve torunlarımıza ne sunduğunun eklektik bir resmini yapmayı denemişler. Purkins ve Bowen, geleneksel anarşizmin büyük bir revizyona ihtiyaç duyduğu konusunda kesinlikle haklılar. Fakat bu hacılar (1) , bu bilgi ile ne yöne seyretmek istediklerinden emin değiller ve sonuç olarak ortaya çıkan bu kitapta da ümit ile ümitsiz arasında geziniyorlar.
Giriş, kitabın belki de en iyi kısmı. Yazarların da kaydettiği gibi anarşizm sürekli yeni ve gelişmiş versiyonlarıyla geri gelip duruyor, son iki yüzyıldır maruz kaldığı zulme ve aşağılanmaya rağmen. Yaptıkları kapsamlı anarşi tanımı "hazcılık... mizacında yüklüce miktarda sorumluluk duygusuyla" pek de geliştirilebilir değil. Bu dergiyi okuyanların çoğu anarşizmin hayati ve sürekli değişen bir ideoloji olduğunu ve gelecek yüzyıla sunacağı çok şeyi olduğu fikrine katılacaklardı (zaten katılmasalardı, bunu okuyor olmazlardı). Hepimiz Kropotkin ve Godwin üzerine kafa yorduk, Malatesta ve Bookchin'e saygı duyuyoruz, Zerzan ve Queer Nation tarafından gelen değişik fikirlerle heyecanlanıyoruz. Bu kitap bizim evrimimizin bir sonraki basamağını temsil edebilir. Bay Blobby'nin maceralarından, yoğurt politikalarına kadar bu kitapta her şey var ve bir şekilde mantık da uyandırıyorlar.
Gelecek yüzyılın anarşizmi, kesinlikle geleneksel politik ve ekonomik analizlerden çok daha fazlasıyla ilgilenmeli. Zaten feminizm ve ekoloji ile etkileşimi oldukça gelişti ama hâlâ kendi insan doğası (bkz. Dave Morland'ın bölümü), cinselliği (Judy Greenway) ve popüler kültür (Jude Davies) teorilerini geliştirmesi lazım. Fredy Perlman hakkında yeterince bilgiye sahibiz ve John Moore buna fazla bir şey katmıyor. Aynı şey Steve Millett'in toplumsal refah analizi için de söylenebilir. Ayrıca bazı bölümler açıkçası saçma. Paul Rosen'in müzik piyasasındaki anarşi dediği şey kendi kendine sönümlenmenin ve eskiye tapınmanın yüceltilmesi, çıplak kapitalizmin beceriksizce kılık değiştirerek asi gibi gözükmesi sadece. Zekice isimlendirilmiş "İçen Sınıfların Laneti" bölümünde James Bowen, zaten bildiğimiz şeylere çarpıcı bir yolculuk yapıyor. En kötüsü ise Colin Wisely'in "Gelecekten Yankılar" kısmı ki, bu eleştirinin yazarı, bu bölümden hiçbir şey anlamadığını itiraf ediyor. Bize bir İtalyan nihilistin 2023'teki ölümünden bahsediyor, arkasından da böyle bir isme sahip olması olası görünmeyen bir İngiliz kasabasındaki rehabilitasyon kliniği için para toplanmasıyla ilgili acayip bir hikaye anlatıyor.
Bu kadar eleştiri yeter. Bu antoloji çok değerli mücevherler de taşıyor. "İnsan doğası" kadar tartışmalı bir konu düşünmek zor ve anarşistler bu konuda hep tartışmaya katıldılar, hınçla konuya dalan bir grup Jung'cu ya da Skinner'cı psikolog gibi. Sade ve entelektüel açıdan başarılı bir makale ile Dave Morland da, iyi/kötü ikiliğini reddederek bu tartışmanın alanında geziniyor. Anarşistler hep insan doğası konusunda pembe ve safça düşüncelere sahip olmakla suçlandılar: Sizin görüşünüz insanlar fedakar ve şefkatli olmadıkça gerçekleşmez dediler ki, insanlar böyle değiller. Bazı anarşistler ise diğer aşırı uca gittiler: Bakunin herkesin güç tutkusu olduğunu ve bu nedenle de gücün kalıcı olarak ulaşılamaz olması gerektiğini söyledi. Morland ise ikna edici bir şekilde bizim sadece ne isek o olduğumuzu söylüyor. Bazen ermiş, bazen bozulmuş olduğumuzu ve anarşizmin büyürken insan doğasının tahmin edilemezliği ve değişkenliği ile baş etmeyi öğrenmesi gerektiğini öneriyor.
Bir açıdan anarşizm tamamen doğrudan eylemle ilgili. Dolaylı eylem, tabi böyle bir şey varsa, zaten ortada olan kanalların ve hiyerarşilerin içinden çalışmayı içeriyor. Lindslay Hart'ın doğrudan eylemi ve onun bütün türlerini gözden geçirişi, gerçekçi ve uyarıcı. Anarşistlerin, ekotaj (2) ve sivil itaatsizlik vb. doğrudan eylemleri verimli bir şekilde kullanabilmeleri için, öncelikle amaçlarımızı dikkatlice belirlemeli ve projelerimizi ahlaki ve mantıki olarak haklı çıkarmalıyız. Ayrıca, olasılık dahilinde olan devlet tepkisini hesaba katmalı ve bu riske değip değmeyeceğine karar vermeliyiz.
"Sorumlu Anarşist"te, Jon Purkis bu eleştirinin şimdiye kadar gördüğü en iyi soruyu soruyor: Bulunduğumuz yerden gitmek istediğimiz yere varmak için seçeceğimiz toplumsal duyarlılığı en fazla yol hangisi diye düşünmek yerine, şu soruyu sormamız gerekmez mi: Neden bu yolculuğu yapıyoruz? Evet, tamam bu yeni bir soru değil. Ama Purkis hoş ve şaka yollu bir şekilde bize bazı geniş kapsamlı cevaplar veriyor. Çürüyen geç-kapitalist bir dünyada, anarşist olmak kolay değil. Hepimiz tavizler vermek zorunda kalıyoruz. Öte yandan, ürettiklerimiz, tükettiklerimiz ve kolaylaştırdıklarımız üzerine düşünebiliriz.
Anarşist düşünce ile yeni tanışan bir okur, kitabın sonundaki kaynakçayı yararlı bulabilir. Ama yeni tanışanlar Yirmi Birinci Yüzyıl Anarşizmi'ni büyük olasılıkla okumayacaklar. Fakat biz, bir süredir buralarda olanlar, Bakunin'in kim olduğunu bilenler ve karşılıklı yardımlaşmanın neden iyi bir fikir olduğunu bilenler okuyabiliriz. Tanımlar açık ve net ama o kadar da kafa yorucu değil. Öte yandan, "Rousseau, Jean-Jacques" maddesinin ardından gelen "Sex Pistols" maddesini görmek ilginçti. Son bir not: Kapak resmi çok sağlam.
"O Kapak"
Bu metin, http://www.socialanarchism.org/mod/magazine/display/93/index.php adresinden çevrilmiştir. Bu yazı ilk olarak Social Anarchism (sayı:26) da yayınlanmıştır.Social Anarchism sayı:26 (1998-1999) Kitap eleştirisi: Thomas Martin 21.yy Anarşizmi: Yeni Yüzyıl için Ortodoks Olmayan Fikirler Jon Purkis ve James Bowen AYRINTI Yayınları (1998)
(1) Ç.N, Yazar burada hacı, yolcu, seyyah gibi anlamlar içeren "pilgrim" kelimesini kullanıyor. Ben burada hacı kelimesini inancı doğrultusunda sefere, yola çıkan olarak kullandım.(2) Ç.N, Eko-sabotaj. |