Sanal'da Ara

Söyleşi: Vicdani Retçi İbrahim Yılmaz PDF   E-mail

 

Vicdani retçi İbrahim Yılmaz, 18 Ekim 2008 tarihinde, İstanbul’da kimlik kontrolü sırasında asker kaçağı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı, iki gün sonra da serbest bırakıldı. Üçüncü kez bakaya kaçaklığından yargılanıyor. Geçtiğimiz günlerde kendisiyle bir söyleşi yaptık:

 

Sanal: Yaşamın boyunca farklı dillerle haşır neşir olduğunu biliyorum. Aile içinde Hint kökenli bir dil konuşuluyordu, yaşadığın çevrede Kürtçe öğrendin, Türkçe ile zorunlu eğitimde, İngilizce ile de üniversitede tanıştın. Ardından da Farsça, Almanca, İspanyolca vb. çeşitli dillere merak saldın. Yaşamı algılayışında bütün bunların ne ölçüde etkisi oldu?

 

İbrahim: Özellikle şunu belirteyim, benimle ilgili çok güzel bir soru ve çok samimi. Ama buna nasıl cevap verilebilir bilmiyorum. Daha önceleri Türkçe ağlamayı bilmediğimden dolayı bu dille tanışmam hüzün vericidir. Ya da artık ağlamayı ertelemenin ben de bir yansıması olarak diller ile bir kendimle konuşma edimi olarak özelde de kitap okuma biçimi olarak yansıdı. Sevdiğim, en güzel tarafı sıradan bir kelimeyi belki farklı düşünmezken her bir farklı dilde onunla farklı bir bağ kuruyorsun ve kendini yeniden düşünüyorsun, yeniden sonsuz kez var olmak gibi bir duygu. İnsanlığın bir duruma dair algıların çeşitlemesini görmek eğlenceli ve düşündürücü… Sanırım empati kurmak daha kolay oluyor ve kendini yeryüzülü hissetmeyi sağlıyor. Zingaro jitan çingen cigar sigar cigare xitan tüttürdüğün sigaranın atası olarak barış çubuğunu Kızılderilileri ve Çingeneleri anımsamak anlamlıdır. Aslında tek bir dilde bu kelimeyi bu kadar gerçekçi ve yakın bulamazsın ve hatta anlamlandıramazsın ama yeryüzünün gerçeği onların çıplak ayaklarında ruh bulmuştur ve dünyaya güzel bir sözcük hediye etmişlerdir. Evrenselleşmek duygusu bana dilden yadigârdır. Bu konuda inanılmaz çok konuşabilirim. Hatta, “yine mi dille getirdin mevzuuyu” ifadesi dostlarım arasında iyi olmamı hissettiriyor.

 

Sanal: Klasik bir soruyla devam edelim: Vicdani retçi olmaya nasıl karar verdin?

 

İbrahim: İlk karar vermem aslında on yıl öncesine kadar gidiyor ama o gücü bulmam tam on yıl sonra oldu. Daha olgun sağlıklı ve özgür hissettiğim bir anda, yeryüzünün canlı bir parçası olarak nefesimi şiddete çevirmememin doruluğuna ulaşmak için, artık tüm tahakkümlerden kurtulmanın yaşamsal olduğuna inandığım için, total özgürlükçü olmaya karar verdim.

 

Sanal: Askere gitmeme kararından sonra ne gibi zorluklarla karşılaştın? Kısaca dava süreçlerini anlatabilir misin?

 

İbrahim: Aslında şu ana kadar 3 kez mahkemeye bakaya suçu işlediğim iddiasıyla çıkarıldım, ikisinde 2000 toplamda 4000 milyar para cezasına çarptırıldım. Bu üçüncüsünün sonucunu bekliyorum. Bu da para cezasına dönüştürülürse sanırım sivil ölümün ne demek olduğu üzerine düşünmem gerekecek.

 

Sanal: Son olarak; bundan sonrası için, gerek kişisel gerek vicdani retçilerin durumuna ilişkin beklentilerin nedir?

 

İbrahim: Aslında şu sıralar yeni bir eylem biçimi üzerinde düşünüyorum. Tam olarak ayrıntılarını ve sonuçlarını belirlemedim ama sivil ölümün dayatılması durumunda pratiğini yapmayı düşünüyorum. Bunun üzerine şimdilik konuşmayacağım tam olarak netleştirdiğimde ifade etmeyi düşünüyorum. Vicdani retçilerin durumuyla ilgili bir projemiz var, hukuki durumla ilgili pratikte neler yapılabilir ve vicdani retçilerin nelerle karşılaşabileceklerine dair bilgilendirme biçiminde bir şeyler olacak.

Teşekkür ederim.